Çevre Kaygısı Plastik Sektörünü Dönüştürecek

25 Haziran 2019

Çevre ile ilgili haberlerde oklar hep plastiklere yöneliyor. Günlük yaşamımızın içerisinde büyük yer tutan plastiklerin çevreye daha az zararlı hale gelmesi için üretici firmalar da üzerine düşeni yapmak zorunda. Çevresel kaygıların artması plastik sektörünün üretim altyapısında önemli değişimler yaşanacağına işaret ediyor. Doğada kaybolan biyobozunur plastiklere ve geri dönüştürülmüş plastiklerden üretilmiş ürünlere doğru bir yönelim gittikçe artıyor.

Geri dönüşüm Ekonomisi Dergisi olarak bugün hayatımızda büyük yer kaplayan plastiklerle ilgili daha detaylı bilgi sahibi olmak için sektörün temsilcisi ile bir araya geldik. Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı(PAGEV) Başkanı Yavuz Eroğlu ile plastik sektörünün durumunu konuştuk.

Türkiye plastik sektörünü ve ekonomiye olan yararlarını anlatır mısınız?

Türk plastik sektörü olarak Türkiye ekonomisine en çok katkı sağlayan sektörlerin başında geliyoruz. Gıdadan sağlığa, inşaattan otomotive, kozmetikten tekstile kadar birçok sektörün ana girdi malzemesini oluşturan plastikler neredeyse her üretim kolunda karşımıza çıkıyor. Sektörümüzde 11 bin civarında üretici firma 250 bin kişiyi istihdam ediyor. Ülke ekonomisine 37 milyar dolarlık katkı yapan plastik sektörümüz, doğrudan ve dolaylı toplam 12 milyar dolarlık ihracata imza atıyor, 150 ülkeye mamul ihracatı gerçekleştiriyor. Ayrıca otomotiv, ambalaj, inşaat ve elektronik gibi ihracatçı sektörler kanalı ile yarı mamul ve mamul şeklinde önemli miktarda dolaylı ihracatımız var. Plastik mevcut hacmi ve potansiyeli ile kimya sanayinin de lider sektörü. Plastik sektörü 10 milyon tonluk üretim gücü ile Avrupa’nın en büyük ikinci, dünyanın en büyük altıncı üreticisi konumunda. Ülkemizin 2023 hedefi dünyadaki en büyük ilk 10 ekonomiden biri olmak. Plastik sektörümüz ise daha bugünden dünyanın 6’ncı büyük üreticisi.

3D YAZICILAR PLASTİK SEKTÖRÜ İÇİN DEVRİM NİTELİĞİNDE

Plastik sürekli olarak kendini geliştiren ve yeniliğe açık bir sektör olduğundan geleceğine dair de umutluyuz. Teknoloji alanında yaşanan devasa değişimler birçok sektörde olduğu gibi bizim sektörümüzde de iş ve üretim modellerinde keskin değişimleri beraberinde getirecek. Bunlardan biri de 3D yazıcılar… 3D yazıcılar, plastik sektörü için devrim niteliğinde bir dönüşüme sebep olacak. İnsanlar evlerinde 3D yazıcıları ile plastikten bir ürünü kendileri yapar.

cak. Örneğin; plastikten ev mobilyaları, mutfak eşyaları, kırtasiye malzemeleri… Tamamen kendi zevklerine göre tasarım ve üretim yapabilecekler. Bu durumda ister istemez küçük ölçekli üretim yapan plastik işletmelerinin ya ölçek büyütmeleri gerekecek ya da oyun dışında kalacaklar. Ancak diğer yönüyle de 3D yazıcılar ham madde olarak plastik polimer karışımları kullandıkları için polimer karışımı yapan firmaların büyümelerine sebep olacak. Önemli bir değişimin de plastik üretiminde gerçekleşeceğini öngörüyoruz. Plastiklerin diğer malzemelere alternatif olması ve kullanımlarının artması zamanla çevresel sorunları da beraberinde getirdi. Bilinçli tüketim ve geri dönüşüm konusundaki gelişimin plastiğin hızına yetişememesi aslına bakarsanız bugün karşılaştığımız sorunların en temel sebebi. Bilinçsiz ve aşırı tüketimin tüm sorumluluğu plastiklere yüklendi. “Plastikleri tamamen hayatımızdan çıkaralım” dediğinizde ise çevresel sorunlara gerçekçi çözümler üretmekten uzaklaşıyorsunuz. Buna rağmen çevresel kaygıların artması plastik sektörünün üretim altyapısında önemli değişimler yaşanacağına işaret ediyor. Doğada kaybolan biyobozunur plastiklere ve geri dönüştürülmüş plastiklerden üretilmiş ürünlere doğru bir yönelim gerçekleşecektir. Günümüzde ambalaj, tarım, otomotiv, ev aletleri, tüketici elektroniği alanlarında kullanılan biyoplastikler, yıllık toplam plastik üretiminin yüzde 1,5’ini karşılıyor. Dünya genelinde üretilen 325 milyon ton plastiğin sadece 5 milyon tonu biyobazlı plastiklere ait. Biyoplastik pazarının yüzde 60’ından fazlasını Kuzey Amerika ve Avrupa oluşturuyor. Araştırmalar 2020 yılına kadar Asya Pasifik Bölgesinin, Kuzey Amerika ve Avrupa’dan sonra en büyük biyoplastik tüketicisi olacağını gösteriyor. Gelişen teknoloji ile birlikte özellikle son beş yılda ciddi bir artış gösteren dünya biyoplastik üretiminin 2020 yılına kadar yıllık yüzde 14,8 artışla miktar bazında 15 milyon ton ve değer bazında 30,8 milyar dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. Tüketicilerin çevreye olan duyarlılığının artması, üretici firmaların biyobazlı ve biyo-bozunur özellikteki plastiklere ilgisini artırmış durumda. Diğer yandan yakın gelecekte “drop-ins” olarak tanımlanan biyo bazlı olup biyo-bozunur özelliği olmayan biyoplastiklerin üretiminin sektörde hakim olması bekleniyor. Fosil kaynaklı plastiklerle aynı teknik özelliklere sahip olan BioPET’lerde hızlı bir gelişim öngörülüyor. Mısır gibi tamamen doğal ve yenilebilir kaynaklardan elde edilen PLA ürünleri ise tüm biyobozunur plastik pazarında gelir ve hacim bakımından en hızlı büyüyen kategori haline gelecek. Mısır nişastası veya ülkemizde bolca yetiştirilebilecek kenevirden üretilebilen biyoplastikler yeni bir pazar oluştururken klasik plastik türlerine rakip de olabilecek. Yine sıfır plastik ham maddesinden üretilen plastik ürünler yerine geri dönüştürülmüş plastiklerden üretilen ürünlerin önümüzdeki yıllarda daha geniş bir pazar payına sahip olacağını ön görüyoruz. Kaldı ki bugün bile özellikle ihracat pazarlarımızda bu ürünlere talep artıyor. Geri dönüştürülmüş ikincil ham maddeden üretilen ürünlere talebin artması ile birlikte geri dönüşüm endüstrisine yeni ve geniş pazar alanları açılacaktır. Geri dönüşüm endüstrisi için yeni bir dönem başlıyor diyebiliriz.

Çevre ile ilgili haberlerde oklar hep plastiklere yöneliyor. Günlük yaşamımızın içerisinde büyük yer tutan plastiklerin çevreye daha az zararlı hale gelmesi için ne yapmak gerekir?

Plastik ya da herhangi bir malzemenin çevresel etkisini değerlendirirken bilimsel metotlar ve çıktılarla hareket etmenin çevre açısından en doğru yaklaşım olduğuna inanıyoruz. Gelişmiş ülkelerde “Döngüsel Ekonomi” kavramından hareketle yapılan değerlendirmelerin önem kazandığını görüyoruz. Plastiklere de bu açıdan bakmak gerekiyor. Üretimden kullanıma ve geri dönüşüme tüm aşamalarda çevresel etki analizlerine bakıldığında plastikler en çevreci malzemedir diyebiliriz. Üretimde ve geri dönüşümde metal, cam gibi malzemelere kıyasla daha az enerji ve suya ihtiyaç duyulması plastikleri avantajlı bir malzeme haline getiriyor. Plastikler sayesinde hafifleyen otomobiller ve uçaklar daha az fosil kayıt tüketilmesi, dolayısıyla daha az sera gazı anlamına geliyor. Plastik ambalajlara konulan ürünler daha hafif oldukları için lojistik sırasında enerjiden tasarruf sağlıyor. Ambalajın bir diğer artısı gıdaları daha uzun süre koruyarak tüketiciye hijyenik koşullarda ulaşmasını ve israfın önüne geçilmesini sağlaması. Sağlık sektöründe de plastikler artık vazgeçilmez. Örnekleri çoğaltmak mümkün ama vurgulamak istediğim asıl konu çevreye katkısı görmezden gelinmek istenen plastiklerin bilinçli tüketilmesi gerektiğidir. Plastikleri bilinçli tüketir ve kullanım ömrü sonunda geri dönüşüme kazandırırsak çevrenin korunması için en doğru adımı atmış oluruz.

ATIKLARIN YERİ DOĞA DEĞİL

PAGÇEV bu konuda neler yapıyor?

Plastik ya da başka herhangi bir malzeme kullanıcısının yaşamına bir yenilik, artı bir değer getiriyorsa kullanım alanlarının genişlemesi ve tüketim oranlarının artması son derece doğaldır. Bunun için plastikleri suçlayamayız. Plastik sanayicileri olarak hayatımızı bu kadar kolaylaştıran ve zaman içinde kendini sürekli geliştiren bir malzemenin bilinçsiz tüketim nedeniyle çevre kirliliğine yol açan bir malzeme olarak algılanmasını en başta biz istemiyoruz. Plastik sektörü, “Sorumlu Endüstri, Sorunsuz Çevre” yaklaşımı ile plastik ve diğer değerli atıkların geri dönüşümle ekonomiye kazandırılması anlamında çok önemli bir misyon üstlenmiş durumda. PAGEV (Türk Plastik Sanayicileri Araştırma Geliştirme ve Eğitim Vakfı) Geri Dönüşüm İktisadi İşletmesi olan PAGÇEV, ambalaj atıklarının kaynakta ayrı toplanarak geri dönüşüme kazandırılması amacıyla 2014 yılında T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından tüm ambalaj türleri için faaliyet göstermekle görevlendirildi ve Türkiye’nin Yetkilendirilmiş Kuruluşu oldu. PAGÇEV ile plastik, cam, kağıt gibi malzemelerden üretilen ambalaj atıklarının geri dönüşüm sorumluluğunu üstleniyoruz. Atık yönetimi çerçevesinde; ambalaj atık oranının azaltılması, atıkların yeniden kullanımı ve geri dönüşümü için sürdürülebilir çözümler sunmak en önemli hedeflerimiz arasında yer alıyor. Çevre ve geri dönüşüm konusunda projeler hayata geçiriyor, eğitimler veriyor ve kamuoyunu bilinçlendirme çalışmaları yürütüyoruz. PAGÇEV ile 2019 yılında 300 bin tonluk atığı geri dönüşüme kazandırmayı hedefliyoruz. Geleceğe şekil verecek sektörler arasında “geri dönüşüm” ilk sıralarda yer alıyor. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızla yaygınlaşan geri dönüşüme verilen önem ve dolayısıyla geri dönüşüm çalışmaları düzenli olarak artış eğilimi gösteriyor. Kamuoyunun farkındalığının artması bu noktada büyük önem taşıyor. Bireyler artık geri dönüşümü sadece çevresel boyutu ile görmüyor, ekonomik olarak da dönüşümün öneminin farkında… Böylece büyük bir geri dönüşüm endüstrisi oluşuyor. Ancak yine de gelişmiş ülkeler seviyesinden uzağız. Her konuda olduğu gibi geri dönüşüm noktasında da eğitim büyük önem taşıyor. Aileden başlayarak daha çocukken çevreye saygılı, geri dönüşüm noktasında hassas bireyler yetiştiren, bu farkındalığı yaratacak bir eğitim sistemine ihtiyacımız var.

Atıkların yeri doğa değildir. Bizler atıklarımızı doğaya bırakmazsak çevre kirliliği ile ilgili şikâyette bulunmak ya da bu kirlilikle nasıl mücadele edeceğimize dair çözüm yolları aramak zorunda kalmayız. Kaynağında ayrıştırma geri dönüşümün ilk adımıdır. Bu noktada herkesin işlevini tamamlamış ambalajları cinslerine göre ayırması ve geri dönüşüm yolculuğunu başlatması gerekiyor. Kaynağında ayrılmış atıkların yerel yönetimlerimiz tarafından aynı titizlikle toplanması ve geri dönüşüme iletilmesi zinciri tamamlayacak diğer halkalar. Bu nedenle ülke olarak işlevsel bir atık yönetimine sahip olmamız çok büyük önem taşıyor. 2016 yılı itibariyle Atık Yönetim Planını Bakanlığa sunan ve uygun bulunan belediye sayısı sadece 303. Ülkemizde bin 398 belediye olduğunu göz önüne aldığımızda belediyelerin ambalaj atıklarının kaynağında ayrı toplanması konusunda hızlı hareket etmeleri gerektiği de ortaya çıkıyor. Ambalaj atıkları çöpe gönderilemeyecek kadar değerli. Her yıl ekonomiye kazandırılabilecek milyonlarca lirayı çöpe atıyoruz. Geri dönüşüm endüstrisinin gelişimi de bu alandaki çalışmaları hızlandıracaktır. Türkiye’de 2016 sonu itibariyle 751 lisanslı geri dönüşüm tesisi ile 566 toplama ve ayrıştırma tesisi bulunuyor. Geri dönüşüm tesislerinin sayısının artmasından ziyade niteliğinin artması gerekiyor. Otomatik ayırma sistemlerinin olduğu, son teknolojilerden faydalanan, inovatif yaklaşımları benimseyen geri dönüşüm tesislerinin artmasına ihtiyaç var. Bu amaçla bir geri dönüşüm sektörünün oluşturulması çok önemli. Ayrıca Avrupa’da olduğu gibi geri dönüşümü ya da ayrı toplanması mümkün olmayan atıklar enerji geri kazanımı amacıyla kullanabilir; bölgedeki hastane, okul gibi yerlerin enerji ihtiyacı bu yöntemle karşılanabilir.

Ne kadar plastik üretiliyor? Ne kadarı toplanıyor? Toplanamayan plastikler ne oluyor? Toplanan plastikler nasıl bir aşamadan geçiyor?

Türkiye’de 2018 yılında 10 milyon ton plastik üretilirken bunun 1 milyon 712 bin tonu ihraç edildi. Yurt içi piyasaya giren plastikler sadece ambalaj değil otomotiv, elektrik-elektronik, beyaz eşya, ilaç, kozmetik, medikal gibi sektörlerdeki ürünlerin içeriğinde kullanılıyor. Yani üretilen tüm plastikler atık oluşturmuyor. Arabamıza tampon, çamaşır makinemize düğme oluyor ya da elektrikli ev aletlerine dönüşüyor. Plastik atıkların büyük çoğunluğu ise ambalajdan geliyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın verilerine göre 2018 yılında yurt içine sürülen 3,5 milyon ton plastik ambalajın yüzde 54’ü geri dönüştürülmüş. Geri dönüştürülmeyen atıklar ise belediyelerin çöp alanlarına gidiyor. Bu alanda da mevzuatların oluşturulması ve plastik atıkların çöp alanlarında gömülmesinin engellenmesi gerekiyor. Dünya bugün kimyasal geri dönüşümü konuşuyor. Kimyasal geri dönüşüm; geri dönüştürülemeyecek durumda kirli, pis, karışık toplanmış plastik atıkların depolimerizasyon yöntemiyle yeniden ham madde haline geri dönüştürülmesi ve en yüksek oranda yeniden kullanılmasının sağlanması demektir. Plastikleri geri dönüştürerek çok değerli plastik ham maddesi elde edilebilir. Plastik sanayi 2018 yılında yaklaşık 7,5 milyon ton civarında gerçekleştirdiği ham madde ithalatına 11 milyar dolar ödedi. Ham madde konusunda yüzde 85 gibi yüksek bir oranda ithalata bağımlı olan ülkemizde ithalata ödenen milyonlarca dolar ekonomiye kazandırılırken cari açığın kapanmasına da katkı sağlanır. Plastikler kalorifik değeri yüksek malzemeler olduğundan geri dönüştürülmeyen bu plastiklerin de enerji geri kazanımı amacıyla kullanılması lazım.

Plastik poşetlerin ücretli olması konusundaki görüşlerinizi kısaca alabilir miyiz?

PAGÇEV olarak en başından beri konunun takipçisiyiz. Üretici firmalarımızı İstanbul ve Ankara’da düzenlediğimiz toplantılarda buluşturduk. Talep ve önerilerini Bakanlığımız nezdinde dile getirdik. Avrupa Birliği standartlarında bir düzenleme yapılması halinde ne tüketicinin ne üreticinin bu yasadan mağdur olmayacağını tüm platformlarda vurguladık. Ücretli poşet uygulamasını içeren mevzuat ile ilgili ilk günden bu yana bilimsel ve makul bir düzenleme talep ediyoruz. Çok şey de istemiyor, Avrupa Birliği’ndeki standart ile aynı olsun diyoruz. Ocak ayından bu yana mevzuatta üç düzenleme yapıldı. Bir ilerleme var ama halen AB standartları yakalanabilmiş değil. Örneğin Avrupa’da tek kat kalınlığı 15 mikrondan ince poşetler ile 50 mikronun üzerindeki kalın, dayanıklı plastik poşetler ücretsiz verilebiliyor. Bizde de benzer uygulama mutlaka hayata geçirilmeli. Bir diğer haksızlık ise plastik poşetten alınan 25 kuruşun 10 kuruşunun marketlere gidiyor olması. Çevreyi korumak için vatandaştan alındığı açıklanan bu ücretin marketler tarafından kâra çevrilmesini doğru bulmuyoruz. Bunun yerine taban fiyat 15 kuruş olarak belirlenebilir ve tamamı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na gidebilir.

Bu süreçte onlarca işletme kapanırken binlerce çalışan işsiz kaldı. Sektör çok daha ağır darbe almadan hızlı bir biçimde eksikliklerin giderilmesi ve uygulamanın AB standardına uygun hale getirilmesi gerekiyor. Bunun için mücadelemiz sürecek.

Plastik sektörünün daha iyi bir yere gelmesi adına neler yapılmalı?

Plastik sektörü dünyada ve Avrupa’da çok iyi bir konumda olmasına rağmen katma değer yaratma noktasında istediğimiz seviyelerde olmadığını görüyoruz. Üretimdeki katma değeri mutlaka ve mutlaka yükseltmek ve bunun için stratejik adımlar atmak zorundayız. PAGÇEV olarak bu anlamda plastik sektörümüzün geleceği açısından çok önem taşıyan bir projeyi hayata geçiriyor olmaktan gurur duyuyoruz. Vakfımız öncülüğünde Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’mızın himayesinde yapılacak PAGÇEV Plastik Mükemmeliyet Merkezi’nin temelini Mart ayında attık. Küçükçekmece PAGEV Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yerleşkesinde yer alan merkez, toplamda 30 bin metrekare kapalı alana sahip olacak. 70 milyon liralık yatırım bedeline sahip PAGÇEV Plastik Mükemmeliyet Merkezi üç etaptan oluşacak. İlk etabı 2021 yılı içinde tamamlayarak plastik sanayinde faaliyet gösteren firmalarımıza hizmet vermeye başlamasını hedefliyoruz. PAGÇEV Plastik Mükemmeliyet Merkezi, plastik sektörünün yanı sıra ürün, ham madde ve makine ekipman sektörlerine de araştırma, sertifikasyon, test ve laboratuvar hizmetleri verecek. En yeni teknolojiye sahip ürünlerin üretimi için sanayi kuruluşları, üniversiteler, araştırma kurumları, mesleki birlikler ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği yapacak. Ayrıca mesleki ve teknik eğitim ile danışmanlık hizmetleri sağlayacak. PAGEV Mükemmeliyet Merkezi ayrıca ihraç edilen ürünlere ilişkin bir kontrol mekanizması oluşturarak Türkiye’de üretilen plastik ürünlerin uluslararası pazarlardaki güvenirliğinin ve itibarının korunmasına katkı sağlayacak. İthal edilen plastik ürünlerin, kesin ithalatı yapılmadan laboratuvarlarda teknik uygunluğunun belirlenmesi ile ülkemize kalitesiz ve standart dışı ürün girişinin de önüne geçilecek. Plastik sektöründe faaliyet gösteren firmalarımızın yüzde 95’ini KOBİ’ler oluşturuyor. Bu firmalarımız çok ve kaliteli ürün üretiyorlar ama bu ürünlerin katma değeri düşük olduğu için ucuza satıyorlar ve kâr demiyorlar. Firmalarımızın test ya da ARGE yapacak imkânı olmadığı gibi danışmanlık ve eğitim alacak maddi kaynağı da yok. PAGEV Plastik Mükemmeliyet Merkezimiz ile KOBİ’lerimizin Ar-Ge, inovasyon, danışmanlık ve eğitim gibi ihtiyaçlarını sağlayarak onlara katma değerli üretim noktasında önemli katkı sağlayacağız. Türkiye’nin dört bir yanındaki sanayicilerimizin katma değerli üretim ihtiyaçlarını ekonomik şartlarda çok vakitlerini almadan tek bir merkezden göreceğiz.