DEPOZİTO SİSTEMİ: ATIK YÖNETİMİNDE YENİ BİR DÖNEMİN KAPISI AÇILIYOR!

31 Ekim 2019

Çevreye atılan çöpleri azaltmak ve geri dönüşüm oranını artırmak amacıyla, birçok ülke içecek ambalajlarının geri kazanımı için depozito iade sistemlerini hayata geçiriyor. Depozito sistemi sayesinde bu ülkelerdeki geri dönüşüm oranlarında kısa sürede ciddi artışlar gözlendi. Türkiye de benzer adımı atarak, 2021’den itibaren depozito sistemini uygulamaya başlayacak.

10 Aralık 2018 tarihli 30621 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olan “Çevre Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile 2872 sayılı Çevre Kanunu’nda bazı değişiklikler yapıldı. Bu değişiklikle gerek ambalaj ürünlerinde gerekse diğer çeşitli sanayi ürünlerinde “Geri Kazanım Katkı Payı ile Depozito” uygulamalarının hayata geçirilmesi hükme bağlandı. Depozito uygulaması Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın belirleyeceği ambalajlar için 1 Ocak 2021 tarihinden itibaren zorunlu olacak. Depozito sistemi uygulayan, piyasaya süren/ithalatçı, depozitolu olarak piyasaya sürdükleri ürünler için geri kazanım katkı payı uygulamasından muaf tutulacak.

Geri dönüşüm için ekonomik bir özendirici olarak tasarlanan depozito, bazı içecek ambalajları satın alınırken kesilen ve tüketici boş ambalajları bir toplama noktasına getirdiğinde (bir kısmı ya da tamamı) geri ödenen küçük bir bedeldir. Merkezi Brüksel’de olan Reloop Derneği’nin depozito sistemine ilişkin yaptığı incelemeye göre Kanada’da, bir depozito iade programına sahip eyaletlerde satılan tüm tekrar doldurulamayan içecek ambalajlarının geri toplanma oranı %80 civarında. Buna karşılık ambalajları belediyelerin yol kenarı toplama geri dönüşüm programıyla geri kazanan eyaletlerde bu oran sadece %50 seviyesinde. ABD’de, depozito iadesi olmayan eyaletlerde içecek ambalajları için genel geri dönüşüm oranı %30 civarındayken, ambalaj depozitosu yasalarının yürürlükte olduğu eyaletlerde kapsama giren ambalajların %66 ile %95’i geri dönüştürülüyor. Tek kullanımlık içecek ambalajları için depozito iadesinin bulunduğu hemen hemen her Avrupa ülkesi %85’in üstünde geri dönüşüm oranları bildiriyor. Ayrıca, Kuzey Amerika ve Avrupa’da depozitosuz bölgelerin çoğunda depozitosuz ambalajlar için toplama oranları aşırı yüksek tahmin edilme eğiliminde. Kuzey Amerika’dan Avustralya’ya ve tüm Avrupa boyunca, depozito iadesi için küresel bir ivme mevcut ve sürekli büyümekte. Bu sistem yüksek performans elde etmekte, daha yüksek geri dönüşüm malzeme miktarları üretmekte ve döngüsel bir ekonomiye doğru geçişi teşvik etmekte. Bu yararlar ve yol kenarı çoklu toplama programlarının genel zayıf performansları göz önüne alındığında, gittikçe daha fazla içecek şirketi de boş ambalajlarını döngüsel bir tarzda idare etmenin ve büyümekte olan karasal ve denizdeki çevreye atılan çöpler sorununa el atmanın en iyi çözüm olduğunu düşünmekte.

DÜNYADA DEPOZİTO SİSTEMİ

Reloop Platformu Genel Müdürü Clarissa Morawski, Geridönüşüm Ekonomisi Dergisi’ne depozito sistemini anlattı. Döngüsel ekonomi konusunda oldukça tecrübeli bir isim olan Morawski, depozito sisteminin uygulandığı ülkelerde geri dönüşüme olan hızlı katkısına vurgu yaptı ve Türkiye’nin bu uygulamaya geçecek olmasının önemine işaret etti.

Reloop Platformu Genel Müdürü Clarissa Morawski

Clarissa Morawski: “İnsan sağlığına ve çevreye büyük olumsuz etkileriyle dünyanın artan bir plastik atık kirliliği yaşadığı yadsınamaz bir gerçektir. Mavi Gezegen II ve Plastikte Boğulmak gibi belgeseller plastiklerin -özellikle tek kullanımlık olanların- krizin boyutuna ve okyanuslardaki plastikler yüzünden kapana kısılmış ya da boğulmuş çarpıcı hayvan resimleriyle, deniz hayatına olumsuz etkilerini vurgulamaya yardımcı olmuştur.”

Plastikler uluslararası gündemde daha önemli hale geldikçe, tek kullanımlık içecek kutuları için hazırlanan depozito iade sistemlerinin ardındaki itici güç de artmaktadır. Kuzey Amerika’dan Avrupa ve Avusturalya’ya, şu anda dünya çapında içecek kutularına depozito sistemi uygulayan 40’tan fazla bölge vardır. Bu sistemler tüketicinin alım esnasında ufak bir miktar depozito ödemesini, geri dönüşüm için boş kutuyu getirdiğinde ise depozitoyu geri almasını gerektirir.

Tek kullanımlık şişeler ve metal kutular için yakın zamanda depozito sistemi uygulayan ülkelerden biri yaklaşık 3 milyonluk nüfusuyla Avrupa’nın kuzeyinde yer alan, oldukça küçük bir ülke olan Litvanya’dır. Şubat 2016’da yürürlüğe giren depozito sistemi hemen hemen tüm içecek kutularını kapsamaktadır ve tüketicilere hem otomasyonlu hem de manuel iade seçenekleri sunan perakende şirketleriyle %100 uyumlu çalışmaktadır.

Şubat 2019’da, İngiltere Çevre ve Tarım İşleri Departmanı ilgili kuruluşlara ne çeşit depozito sistemi görmek istedikleriyle ilgili bir kamuoyu görüş alımı gerçekleştirdi. Mayısta, İskoçya hükümeti 2020’de zorunlu olacak cam, plastik, alüminyum içecek kutularını kapsayacak depozito sistemi önerilerini duyurdu. Batı Avusturalya hükümeti de 2020 yılının başlarında faaliyete geçmesi beklenen bir depozito iadesini öncelik haline getirdi. Portekiz (2020), Malta (2020), Belarus (2020), Romanya (2022) ve Türkiye’nin (2021) de dahil olduğu birçok ülke aynı şeyi yapacaklarını duyurdular.

NEDEN DEPOZİTO SİSTEMİ?

Geri dönüşüme olan teşvikten dolayı depozito sistemleri, çevre kirliliğinin azaltılmasında, ürün yasaklarının ve vergilerin ortak hedefinde olan tek kullanımlık içecek şişelerinin tekrar kullanımlarında ve geri dönüşümlerinde etkili bir araç olduklarını kanıtladılar. Bu Danimarka, Estonya, Norveç, Litvanya ve Oregon (ABD) gibi hâlihazırda depozito sistemi uygulayan bölgelerde başarılı şekilde uygulanıyor. Hatta tek kullanımlık içecek depozito sistemi uygulayan hemen her Avrupa ülkesi %85’in üzerinde geri dönüşüm oranına ulaştı. Litvanya bu konuda müthiş bir örnek. 2 yıldan az süredir uygulanan bu sistem ile tüm içecek kutularının %91,9’u geri dönüşüme kazandırıldı. Norveç’teki depozito sistemi de 2016’da % 91,7’lik bir dönüşüm oranıyla benzer bir performans elde etti. Bu sonuçlar kentsel atık toplama ve geri dönüşüm kutularına dayanan geleneksel yeşil nokta geri dönüşüm sistemlerinin oranlarıyla çarpıcı bir zıtlıkta.

İçecek paketlemede, diğer Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu (GÜS) seçeneklerinin aksine depozito sistemi, evsel geri dönüşüm kapasitesini artırıma yatırım yapmaya yönlendirebilir ve yeni şişelerde kullanılan ve bir kutunun karbon ayak izini önemli ölçüde azaltan reçineye kalıcı bir kaynak sağlayabilir. Bu özellikle Coca Cola ve Nestle gibi içecek ambalajları için iddialı geri dönüşüm hedefleri belirleyen, güvenli geri dönüştürülmüş ham madde isteyen markalar için uygundur. Örneğin Almanya’da depozito sistemi ile toplanan PET’lerin %80’i şişeden şişeye uygulamalarda kullanılmaktadır. Norveç’te toplanan materyalin yüksek miktarı ve kalitesi sonucunda yeni bir PET ön işlemcisi inşa edilmektedir. Bu ön işlemci ülkedeki PET içecek üreticilerinin %80’lik geri dönüştürülmüş içecek oranını daha da ileri götürecektir.

Yukarıda saydığımız çevresel faydalara ilave olarak sera gazı emisyonlarının önlenmesinin, çöp alanı tasarrufunun yanı sıra depozito sistemlerinde perakendecileri ilgilendiren ekonomik faydalar da vardır. “Sıfır Atık İskoçya 2015” raporu depozito sisteminin perakendecilere maliyetinin yıllık 28.5-29 milyon pound olmasını tahmin ederken katılımcı perakendecilere ödenen dağıtım bedelinin 37.2 milyon pounda kadar çıktığını ortaya koydu. Bu da perakende sektöründe yıllık 8.7 milyon pounda kadar gelir anlamına geliyor. Birkaç çalışma da ortaya koydu ki kullanılmış kutular uygun bir yere yerleştirildiğinde perakendeciler artan satışlardan ve gelen-giden müşteri trafiğinden de fayda sağlayabiliyor.

Depozito sisteminin yeni iş alanları açmada da olumlu etkisi var. Reloop ve Eunomia’nın son raporuna göre Ontario’nun (Kanada) yol kenarlarına alkolsüz içecekler için depozito sistemi konulması, 1500 dolaylı ve dolaysız iş imkanı doğurdu. Aynı çalışma depozito sisteminin Ontario ekonomisine 800 milyon dolar KDV ve toplamda 66 milyon dolar vergi potansiyeline sahip olacağını gösterdi.

İş olanakları açma ve ekonomik gelişmenin yanı sıra depozito sistemleri kent bütçeleri için de yararlıdır. Depozito sistemleri yol kenarı programlarından sağlanacak potansiyel geliri başka yöne çekerken aynı zamanda azaltılan ya da önlenen toplama, tasfiye tanzim maliyetleriyle kentsel atık işletim sistemlerine önemli tasarruf da sağlar.

NEDEN BU İLGİ?

Depozito sistemlerine yönelen bu ilginin tek bir unsurunu kesin olarak söylemek zor, ancak artan okyanus kirliliğinin kesinlikle rolü var. İlginin başka bir sebebi de bazı üreticilerin birçok içeceğin geri dönüşüm hizmetlerinden uzakta tüketilip atılması konusundaki farkındalığı. Yüksek geri dönüşüm hedeflerine ulaşmaya çabalayan üreticiler için var olan yeşil nokta programları -tek aile odaklı olduğu için- yetersiz kalıyor. Durağan toplama oranları ve artan kirlilik daha da düşük geri dönüşüm oranlarıyla sonuçlanıyor. Üreticiler, belediye yetkilileri ve atık endüstrisi ile çalışmak zorunda olduklarından maliyetler üzerinde çok az kontrolleri olduğunu görüyorlar.

Avrupa Birliği atık yasasıyla, üreticiler ambalajlama bedellerinin en az yarısından sorumlu olacak ve 2030 yılı itibariyle daha yüksek geri dönüşüm hedeflerine (toplama hedeflerinden) ulaşmak zorunda olacaklar. Tam olarak; alüminyum için %60, çelik için %80, cam için %75 ve plastik için %55’e ulaşmaları gerekecek. Dahası geri dönüşüm oranlarını hesaplamak için kullanılan yöntemler, performans testlerinin suni olarak şişirilmesini engellemek için daha sıkı olacak.

Buna ilave olarak Mart 2019’da Avrupa Komisyonu, plastik şişelerin üye ülkeler tarafından 2025’e kadar %77’sinin, 2029’a kadar %90’ının toplanmasını zorunlu kılan Tek Kullanımlık Plastik Yönergesi’ni yürürlüğe koydu. Depozito sistemleri bu hedefi elde etmek için bir yöntem olarak öneriliyor. Devlet politikalarını belirleyenler bu stratejilerin atıkların azaltılmasına ciddi ölçüde katkı sağlayacağına, yeniden kullanım ve geri dönüşüm hedeflerini elde etmeye yardımcı olacağına ve aynı zamanda deniz kirliliğiyle mücadele edeceğine inanıyorlar. AB’de alınan bu kararlar şimdiden diğer ülkelerde de etkisini göstermeye başladı. Kanada 11 Haziran’da Tek Kullanımlık Plastik Yasa taslağının Avrupa’nınkini hemen hemen aynen yansıtacağını duyurdu.

SINIFININ EN İYİSİ BİR DEPOZİTO SİSTEMİ TASARLAMAK

Türkiye de Sıfır Atık Projesi kapsamında depozito iade sistemine geçecek. Eğer Türk hükümetinin planları gerçekleştirilirse satılan tüm içecek kutuları 2021’den itibaren depozito sistemine dahil olacak. Ancak sıfırdan bir depozito sistemi uygulamak dikkatli bir planlama gerektirir ve etkili bir sistem oluşturmak için düzenleyicilerin göz önünde bulundurması gereken yasama ve yürürlüğe koyma faktörleri vardır. Düşük maliyetle yüksek amortisman oranları (%80’den fazla) elde edilen var olan depozito sistemleri sıklıkla aşağıdaki benzer özelliklere sahiptir.

Uygun depozito bedeli: Depozito/geri ödeme bedeli, müşterileri kutuları iade etmeye teşvik edecek kadar yüksek olmalıdır. Tecrübeler göstermiştir ki yüksek depozito bedelli (örn. 10 sent ya da daha fazla) sistemlerle içecek kutularında genellikle daha yüksek toplama oranları (%80) elde edilmiştir. Ancak yüksek depozitolar hileli kazanç yöntemi riskini artırır, bunların da sistemin maliyetini artırabilecek birtakım yöntemlerle azaltılması gerekir. Göz önünde bulundurulması gereken bir başka unsur da enflasyon etkisidir. Zaman içinde müşteri teşvikinin azalmasını önlemek için depozito/geri ödeme bedeli periyodik olarak artırılmalıdır. Örnek olarak Amerika’daki Oregon eyaleti Nisan 2017’de depozitoyu 0,05 dolardan 0,10 dolara artırdı. Ocak-Mart 2017’de iade oranı %59’du, artışın ardından Oregon 2018’de %90’lık iade rakamını gördü.

Perakendecilerin kullanılmış içecek kutularını satış noktasında geri alma zorunluluğu: Var olan depozito sistemleri tarafından kullanılan iki temel toplama yaklaşımı perakendeciye iade ve depoya iadedir. Avrupa’da en yaygın olan perakendeciye iade modeli, müşteri kullanımına en uygun ve en yüksek iade oranları sağlaması açısından, en iyi model olarak kabul edilir. Bu modelde içecekleri satan perakendeciler kanunen boş kutuları tüketiciden almakla ve depozito bedelini vermekle yükümlüdür. Tüm kullanıcılar için asgari düzeyde kazanç garantisi de gerekebilir.

Merkezi sistem operatörü: En iyi uygulama yönteminde marka sahipleri kâr amacı gütmeyen bir merkezi sistem operatörü (MSO) kurmalıdır. Böylece sistem performansı ve dizaynı üzerinde kontrol sahibi olabilirler. MSO günlük operasyonu yönetir ve üreticilerden, perakendecilerden ve diğer sorumlu kuruluşların temsilcilerinden oluşan yönetim kuruluna rapor verir. Spesifik kutu işaretleme (barkod gerekliliği): Net/Açık kutu etiketleri iki ana amaca hizmet eder.

1) Tüketiciye depozito miktarı ile ilgili bilgi sağlamak

2) Dolandırıcılık riskini önlemek ve/ veya en aza indirmek Tescil sürecinin bir parçası olarak, üreticiler içeceğin herhangi bir bölgede satılmasını mümkün kılacak evrensel bir barkod mu yoksa ülkeye/eyalete/ bölgeye özel barkod mu kullanacağını seçebilmelidir. Sonuç olarak bir hükümetin seçtiği etiketleme çeşidi, pazar boyutu, diğer ülkelere yakınlık ve depozito seviyeleri gibi belirli şartlara bağlı olacaktır.

Ödenmemiş depozitolar sistem operatöründe kalır:

Modernize bir sistemde MSO ödenmemiş depozitoları alır ve bunları sistem finansmanını destelemek için kullanır. Bu, sistemin masraflarını düşük tutmaya, distribütörlerin ödenmemiş depozitolardan kâr sağlamamasına ve hileli iadelerin önlenmesi için alınacak önlemlerin rahatlıkla yapılmasına yardımcı olur. Hedefler ve cezalar: İçecek kutularının toplanması ve geri dönüşümü için net ve minimum hedefler konulması (örn. AB tarafından plastik içecek kutularının geri dönüşümü için %90’ının toplanmasının kabul edilmesi) buna uyulmadığı takdirde cezanın ne olacağının belirli olması tavsiye edilir. Net hedefler belirlemek, sistem operatörlerinin talep edilmemiş depozitolarla düşük iade oranlarına rağmen finansal kârlarını artıracak bir sistem dizayn etme olasılığını da azaltır. Üreticilerin bu hedeflere ulaşmasını teşvik etmek için mevzuat, hedeflere ulaşılamaması durumunda iade edilmeyen depozitoların gelirinin bir kısmının ilgili yerel yetkiliye verilmesini gerektirebilir. Bunun uygulanmasının örneklerinden biri, iade oranları %75’in altına düşerse sanayicilerin ceza ödemek zorunda oldukları Kanada’nın Quebec bölgesidir.

Kapsamlı faaliyet alanı:

Depozito sisteminin en temel dizayn unsurlarından biri sistemin kapsadığı materyaller ve/veya kutu çeşitleridir. Depozito sisteminin kapsaması tavsiye edilen içecek türleri metal kutularda satılan tüm içecekler (demir içeren ya da içermeyen) plastik şişeler, cam şişeler ve içecek kartonlarıdır. Bu yaklaşım geri dönüşüm oranları ve kirliliğin azaltılması üzerindeki etkiyi en üst seviyeye çıkarır ve sistemin içinde veya dışında olmak hiçbir içecek şirketine avantaj sağlamayacağından üreticiler için tartışmasız en adil olanıdır. Tüketiciler, perakendeciler ve üreticiler için de çok basittir ve tüketicilerin kutuları türlerine göre ayırmasını gerektirmez. Kaynak yaratma: Modern bir depozito sistemi öncelikli olarak talep edilmemiş depozitolardan ve iade edilen materyallerin satış gelirinden kaynak elde etmelidir. Geriye kalan masraflar merkezi sistem operatörü tarafından belirlenen idari bir ücretle karşılanmalıdır. Yenilikçi teknoloji: Bazı perakendeciler müşterilere depozito ödemek, şişeleri toplamak ve ayırmak için hâlâ el işçiliğini kullansalar da en başarılı depozito sistemi modelleri etkili toplama imkanı sağlayan ters otomat makinaları kullanan Norveç, Estonya, Litvanya ve Oregon’dakilerdir. Bu makineler nakit ödeme sırasında kullanılacak bir depozito fişi verir. Ters otomat makineler kutuları marka, materyal, tip ve renge göre sınıflandırabilir.

TÜRKİYE İÇİN FIRSAT

Faydalar göz önünde bulundurulduğunda etkinliği kanıtlanmış bu sistemlere desteğin neden arttığını görmek zor değildir. AB’nin Tek Kullanımlık Plastikler Yönergesi ve diğer atık yasalarına ek olarak Çin’in atık kâğıt ve plastik ithalat yasağı da bazı ülkeleri, depozito sistemi gibi geri dönüşüm için yüksek kaliteli materyal akışını sağlaması kanıtlanmış olan toplama sistemlerini kullanmaya teşvik edebilir. Dünya çapında haberler atık plastiklerin albatrosları boğduğu, balıkları öldürdüğü ve çöp yığınlarından adalar oluşturduğu ile ilgili korkunç resimler göstermeye devam ederken, SUPD plastik kirliliği konusunda işlerin yoluna gireceği ümidini veriyor. Artık her şey Türkiye gibi üye ülkelerin kelimeleri eyleme çevirme ve en iyi depozito sistemi sergileme fırsatını yakalamasına bağlı.

SEKTÖR NE DİYOR?

AKE Çevre Teknolojileri Kurucu Ortağı Ayça Köksal, Avrupa ülkelerinin çoğunda uygulanan depozito sisteminde yüzde 90’a varan verim alındığını söylüyor. Köksal, “Ambalaj satıcıya iade edildiğinde üstlenilen ücret alıcıya geri iade edilir. Ambalaj atıklarının kaynağında verimli bir şekilde toplanması aynı zamanda depolama sahasına giden atık miktarının azaltılması, böylelikle de çevre kirliliğinin önlenmesi amacıyla içecek ambalajlarına depozito sistemi getirilecektir,” diyor.

Ayça Köksal’ın konuyla ilgili açıklamaları şöyle: “Sıfır Atık Projesi’ne hız kazandıracak olan depozito sisteminin tüm kontrolü Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nda olacağı için daha sistemli uygulanması sağlanacaktır. Çıkartılacak yönetmeliklerle desteklenecek ve her işlem kayıt altına alınacaktır. Sistemin içerisine tüm paydaşların katılması sağlanarak çok yönlü bir sistem oluşturulacaktır. Çok sayıda ülkede uygulanan ve %90 verim alınan depozito uygulaması cam, plastik ve metal ambalaj atıkları için uygulanacak. Depozito sisteminin uygulandığı ülkelerde akıllı otomatlar ile toplama işlemi gerçekleştiriliyor. Kumbaralara atılan ambalajlar üzerlerinde yer alan ayırt edici barkod ile makinalarda ayrıştırılırken, ödemeler ise bu kumbaralar üzerinden gerçekleştiriliyor. Depozito uygulaması ile çevrenin korunmasının yanı sıra geri dönüşüm oranlarında artış sağlanarak ekonomiye katkı sağlanması beklenirken, sanayiye kaliteli ham madde sağlanması, ithalatın ve cari açığın da azaltılması gibi etkileri olacaktır. Depozito kapsamındaki ambalajlı ürünlerin satışını gerçekleştiren satış noktaları depozito uygulaması toplama sistemine katılım sağlamakla yükümlüdür. Düzenlemeye aykırı davrananlara ise ton başına ceza kesilecek. Depozito uygulanmadan yıllık piyasaya sürülen ambalaj için piyasaya sürenlere ton başına 100 TL idari para cezası verilmesi öngörülüyor.”

DEPOZİTO İADE SİSTEMİ BELEDİYE BÜTÇELERİNDE BÜYÜK TASARRUFLAR SAĞLAYACAK

TÜÇEM Çevre Eğitimi ve Atık Yönetimi Derneği Başkanı ve Reloop Türkiye Temsilcisi Aynur Acar, Zorunlu Depozito İade Sistemi’nin yerel yönetimlerin altyapı çalışmalarında sağlayacağı tasarrufu şu sözlerle ifade etti:

“Yaklaşık 15 yıldır belediye altyapısında büyük emekler verdiğimiz ‘Ambalaj Atıklarının Toplanması ve Geri Dönüşümü Projeleri’ ile sahada yoğun çabalarla kurgulamaya çalıştığımız sistem bazı zamanlar belediyeleri üzdü, bazen toplayıcıları bazı zamanlarda da, yatırımcıları üzdü. Oysa ambalaj atıklarının toplanmasında iki önemli başlık olan ‘KİRLETEN ÖDER’ ve ‘ÜRETİCİ SORUMLULUĞU’ hiçbir zaman hayata geçirilmedi ve sahada çalışmalarımızı kolaylaştırmadı. Bunun yanı sıra kurgulanmış olan altyapılarda da ya mevzuat değişiklikleri ya da yerel yönetim seçimleri sonuçlarında değiştirilen kadrolar ve her seçim sonrası sıfırdan başlamak bugüne kadar bir hayli zaman ve maddi manevi kayıplara neden oldu. 2018 Aralık ayında Resmi Gazete’de ilan edilen Çevre Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişikliklere Dair Kanun, artık geçtiğimiz yıllarda kurguladığımız altyapıda büyük değişiklik ve kolaylıkları beraberinde getirecek belediyeler için. İklim değişikliğinin dünyamıza olumsuz etkileri, okyanuslarda plastik atıkların haritalarda yeni adalar hatta kıta oluşturması ve uluslararası müzakerelerle kentlerdeki atıkların karbon salınımını azaltmak için içecek ambalajlarının geri kazanımı için depozito iade sistemlerine birçok ülkede ilgiyi artırdı. Bu sistemler içecek satışlarına küçük bir depozito kesintisi eklerken, boş ambalajların da tüketici tarafından geri dönüşüm için marketlere ve/veya iade noktalarına geri getirildiğinde de ödedikleri bedeli geri ödeyecek.

Gittikçe daha fazla sayıda ülke depozito sistemini çevreye atılan çöpleri azaltmanın ve geri dönüşümü teşvik etmenin bir aracı olarak düşünürken, birçok kişi de böyle bir sistemin belediyeler, özellikle de mevcut kaynakta ayırma çalışmalarının yürürlükte olduğu belediyeler, üzerindeki etkileri endişeyle sorgulamakta. Depozitoya karşı olanların öne sürdüğü başlıca sav, depozitonun ciddi bir ekonomik değere sahip geri dönüşüm malzemelerini belediyenin geri dönüşüm ağından ayırarak belediyelere zarar vereceği, bunun sonucunda belediyelerin toplama sistemlerinin maliyetini yükselteceği şeklindedir. Bu savı desteklemek üzere malzeme geliri kayıplarının yanı sıra, ambalajlardan elde edilen gelirin de kaybedileceği şeklindedir. Oysa bu savların çoğu yetersiz bilgiden kaynaklanmaktadır.

Depozito iade sistemi belediyelerin çöp toplama, işleme ve bertaraf masraflarında çok ciddi tasarrufları beraberinde getirecek ve kısacası belediyeleri içecek ambalajlarının sorumluluğundan kurtaracaktır. Birçok ülkede belediyelerin depozito iade sistemine geçtikten sonra nasıl etkilendikleri hakkında ciddi araştırmalar yapılarak yıllar içerisinde bu konuda yapılmış tüm araştırmaları rapor halinde derleyerek elde edilen tasarruflar ortaya konulmuştur. Sonuçlar gayet ikna edici ve depozito iade sisteminin belediyeler için son derece verimli, tasarruflu ve iyi olduğunu ortaya koymuştur ve kısacası belediyeler için anlamlı maliyet tasarruflarının elde edildiği kayıtlara geçmiştir.

Sistemin hayata geçmesiyle önlenmiş çöp toplama ve taşıma giderleri, çevreye atılmış çöpleri temizleme giderlerinde maksimum, geri dönüştürülmüş malzemelerde, çevreye atılmış çöplerin toplanması ve kamu alanlarının bakım giderlerinde, çöp depolama sahası giderlerinde, atık bertaraf vergisi toplama bedeli vatandaş memnuniyetinde, evsel çöp geri dönüşüm merkezi giderlerinde, belediye karbon ayak izi, belediye çöp toplama araçlarının bakım-onarım giderlerinde, hane bazında geri dönüşüm malzemesinin ülke ekonomisine kazandırılmasında büyük çok yönlü tasarruflar sağlandığı ortaya konulmuştur.

Belediye bütçelerinin büyük bir oranı (%76-%81 arasında büyük bir oranı) çöp toplama giderlerinden kaynaklanmaktadır. Depozito iade sistemiyle %30-35 civarında ciddi oranlarda tasarruf sağlandığı ispatlanmıştır. Depozito iade sisteminin temel amacı KAYNAK TASARRUFU’dur.”

TESK: DEPOZİTOLU CAM AMBALAJ TEŞVİK EDİLMELİ

Depozito sistemi ile ilgili bir diğer açıklama da Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu’ndan (TESK) geldi. TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, cam ambalajlı ürünlerin pahalı olmasından dolayı vatandaşların plastik ambalajlı ürünü tercih ettiğini, bu nedenle cam ambalajlı ürünlerin depozito uygulamasının yaygınlaşması gerektiğini söyledi.

TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Cam ambalajlar plastikten daha pahalı olduğu için üretici de tüketici de plastik ambalajları daha çok tercih ediyor. Ancak, cam ambalajlar depozitolu olursa tam tersine plastikten daha ucuza geliyor. Plastik ambalajlar ise hem çevreye zararlı hem de insan sağılığına. Dolayısıyla ambalajlı ürünlerin hem daha ucuz hem de daha sağlıklı olabilmesi için depozitolu cam ambalajlar teşvik edilmeli” dedi.

Ücretli plastik poşetlerdeki kullanımın azalması gibi camda da depozito uygulamasının yaygınlaşması gerektiğine değinen TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Plastik poşetlerin paralı olmasından sonra katılım ve farkındalık ülkemizde epeyce arttı. Artık halkımız plastiğin ne kadar zararlı ve sağlıksız olduğunu çok daha iyi anlamış durumda. Bu uygulamanın amacıyla aynı doğrultuda, cam ambalajlı ürünlerde de bu şekilde bir farkındalık oluşturulmalı. Çünkü cam, ham maddesi toprak olduğu için %100 geri dönüştürülebiliyor ve sağlığa zararı yok. Bunun aksine plastik ambalajlı ürünler hem çevreye hem de içinde bulunan ürüne karışan maddeler nedeniyle insan sağlığına zarar veriyor. Dolayısıyla ücretli poşetlerde yakalanan farkındalık camda da yakalanmalı,” ifadelerini kullandı.

“CAM ŞİŞE ÜRETENE DE, TÜKETENE DE TEŞVİK VERİLMELİ”

Cam şişe üretiminin ve tüketiminin yaygınlaşması için teşvik verilmesi gerektiğine dikkat çeken Palandöken, “Cam ambalajlı ürünler plastik ambalajlı ürünlere göre daha pahalı fakat plastiğin hem çevre kirliliğine etkisini azaltmak için hem de sağlığımıza verdiği zararın tedavisi için harcanan para, cam ambalajlı ürünlere verdiğimiz paradan çok daha fazla olabiliyor. Plastik ürünler nedeniyle katlandığımız sosyal maliyet her geçen gün biraz daha artıyor. Bu yüzden cam ambalajı üretenlere de bunları tüketen vatandaşa da teşvik verilmeli. Özellikle de depozitolu ürün kullanımının artırılması özendirilmeli,” şeklinde konuşu.

DEPOZİTO SİSTEMLERİ NASIL ÇALIŞIR?

Tomra Güney Avrupa ve Orta Asya’dan sorumlu Başkan Yardımcısı Metin Tek, Geri Dönüşüm Ekonomisi dergimize depozito sistemiyle ilgili şu açıklamaları yaptı:

“Dünyanın dört bir yanında, çöp ve okyanus plastiği ile mücadele etmek ve kıt kaynakları korumak amacıyla ülkelerin şişelere ve kutulara yönelik geri dönüşüm oranlarını yükseltme talebi artmakta. Bu zorluğun üstesinden gelmek için birçok bölge, tüm içecek ambalajlarının neredeyse %100’ünün geri dönüşüm için iade edildiği depozito sistemlerini hayata geçiriyor.

Dünyada her dakika bir milyon plastik şişe satın alınmakta. 2016 yılı rakamlarına göre küresel boyutta 480 milyardan fazla plastik şişe satıldı. 2021 yılına kadar bu rakamın %20 artacağı tahmin ediliyor. Kullanılmış tüm plastik ambalajların %32’si yaşayan varlıkları ve dünya okyanuslarını kirleterek doğaya salınmakta. Her dakika bir çöp kamyonu dolusu plastik okyanuslarımıza dökülüyor. Hacimler o kadar büyük ki, 2050 yılında okyanus içinde ağırlık bakımından balıktan daha fazla plastik olacak.

Bu muazzam büyüklükteki plastik şişe üretim ve tüketim ölçeğiyle, içecek ambalaj atığının gezegenimiz üzerindeki olumsuz etkilerini nasıl önleyebilir ve nasıl azaltabiliriz? Bu materyali nasıl geri dönüştürüp tekrar kullanabiliriz? İnsanları kullanılmış şişe ve kutuları geri dönüşüm için iade etmeye nasıl motive edebiliriz?

Her ne kadar yeni olmasa da giderek daha popüler hale gelen bir çözüm de depozito iade sistemleridir. Bu sistemler plastik, alüminyum ve cam içecek ambalajları için diğer toplama yöntemlerine göre %40 daha yüksek toplama oranı sağlıyor.

İşte depozito iade sistemleri ve kullanılmış ambalajların geri dönüşümü için neden bu kadar başarılı olduklarına dair basit bir kılavuz. Depozito sistemleri, boş içecek ambalajlarını geri dönüşüm için iade ettiklerinde tüketicilere geri ödenen ücrettir. Depozito İade Sistemleri (DRS) veya şişe faturaları olarak da bilinen şişe depozito sistemleri, genellikle devletler ya da ulusal hükümetlerce kabul edilen yasalarla oluşturuluyor.

Yeniden doldurulamayan içecek şişeleri için depozito sistemleri, birkaç yıldan beri hayatımızda. Bugün, bu sistemler 10 ABD eyaleti dahil olmak üzere, 40 bölgede uygulanmakta. Bu bölgelerde uygulanan depozito değeri 0,09 Euro ile 0,25 Euro arasında değişmekte. Şişelerin ve kutuların toplu geri dönüşümünü daha verimli ve kullanışlı hale getirmek için birçok depozito sistemi teknoloji ile donatılmış durumda. İade sistemleri için ambalajları analiz etmek ve sıralamak için “ters otomat makineleri” kullanılmakta. Ters otomat makineleri, iade edilen ambalajları anında sayar, uygun olmayan şişeleri ayırır ve tüketiciye depozito iadesini öder. Makine bunu insan eliyle yapılabilecek bir işlemden çok daha hızlı şekilde gerçekleştirir. Ters otomat makineleri genellikle süpermarketler gibi elverişli yerlerde bulunur. Bu da kullanıcıların para iadelerini nakit ya da mağazada kullanabilecekleri kuponlar olarak almalarını sağlar. Bazı ülkelerde, depozito parasını doğrudan ters otomat makinesi üzerinden hayır kurumlarına bağışlamak da mümkün.

DEPOZİTO SİSTEMLERİ NEDEN BAŞARILI?

Depozito sistemlerinin geri dönüşüm oranlarını artırma ve plastik atıkları azaltma alanlarında başarılı olmasının iki ana nedeni var.

Finansal teşvik: Depozito iade sistemleri, tüketicileri içecek kaplarını çöpe ya da doğaya atmak yerine geri getirmeleri için finansal teşvik sağlıyor. Bu boş ambalajlara parasal bir değer vermek -bazı ülkelerde şişe başına 0.25 Avro- bunların toplum için bir değere sahip olduklarını ifade ediyor. Ambalajlar, basit bir çöp olarak değil, bir kaynak olarak görülüyor ve değerlendiriliyor. Öyle ki, depozitolar içecek ambalaj atığını %80’e kadar azaltıyor

Temiz döngü: Geri dönüşüm için şişeler ve teneke kutuları ters otomatlar vasıtasıyla ayrılarak, bir evin çöp kutusunda olabilecek diğer atık türleri nedeniyle kirlenmeden toplanıyor. Bu, ambalajların düşük kaliteli uygulamalar için kullanılması yerine, yeni şişelere ve teneke kutulara geri dönüştürülmesini sağlıyor. Bu süreç, Tomra’nın “Temiz Döngü” olarak adlandırdığı kapalı-döngü geri dönüşümü olarak bilinen bir süreçtir. Böylelikle, hem yeni içecek ambalajları (yani, döngüye giren) üretmek için gereken ham maddelere olan bağımlılığı azaltıyor hem de çöplüklere veya doğaya çöp (döngüden çıkan) olarak atılmasını sona erdiriyor.

Dünyadaki birçok ülke bu sistemleri kullanmakta. Depozito sistemleri dönüşüm için iade edilen tüm içecek ambalajlarının %70 ile neredeyse %100’üne ulaşıyor. Başka hiçbir atık toplama sistemi bu kadar yüksek getiri oranlarına yaklaşamamıştır.

Norveç: Norveç uzun zamandan beri depozito sistemlerinde öncü olarak bilinmekte. Dünyanın dört bir yanındaki ülkeler Norveç’in depozito iade modelini örnek almakta. Tomra’nın 1972’deki ilk yenilikçi ters otomatları ile başlayan Norveç’te, bugün iade oranları uygulama koordinatörü Infinitum tarafından yönetilen toplamalarla, kutular için %97 ve PET plastik ambalajlar içinse %95’tir.

Almanya: Alman pazarı, 2003 yılında depozito sisteminin uygulamaya konulmasının ardından, içecek ambalajı geri dönüşüm sonuçlarında dünyanın diğer ülkelerinden çok daha iyi bir performansa sahip. Tüm plastik şişelerin geri iadesinde yaklaşık %97 ve teneke kutular için %99’a ulaşan Almanya’nın toplama oranı; sadece yol kenarı toplama işlemleri yapan İngiltere’nin çok daha düşük olan %43 oranı ile kıyaslandığında son derece yüksek.

Litvanya: Litvanya, çöp miktarını azaltmak, yerel yönetim maliyetlerini azaltmak ve geri dönüşüm oranlarını artırmak amacıyla 2016 yılında depozito sistemini uygulamaya başladı. Bu sistemin uygulanmasından önce, PET ambalajların yalnızca üçte biri (%34) toplanıyordu. Bundan iki yıl sonra, depozito girişimi ile getiri oranlarının %92’ye yükseldiği görüldü.

Kanada: Kanada’da, ilk depozito sistemi 1970’te uygulamaya alındı ve bugün neredeyse tüm il ve bölgelerde sistemler karşımıza çıkıyor. İade sistemlerini uygulayan Kanada eyalet ve bölgeleri, belediye yol kenarı geri dönüşüm programları yoluyla ortalamada yalnızca %50’ye ulaşan iade oranıyla kıyaslandığında satılan yeniden doldurulmaz içecek ambalajlarının %80’ini geri kazanıyor.

KAYNAK DEVRİMİ

Aralık 2017’de Birleşmiş Milletler Çevre Ajansı’nın tüm ülkeleri ambalaj depozito sistemlerini uygulamaya teşvik etmesiyle birlikte, diğer ülkelerin de bu yolu izlemesine yönelik çağrılar artmakta. Mayıs 2018’de toplanan Avrupa Komisyonu, üye devletlere, 2029 yılına kadar tek kullanımlık plastik içecek şişelerinin %90’ının, depozito iade sistemleri gibi girişimler aracılığıyla toplanmasına yönelik gereklilikler sundu.

Dahası, giderek daha fazla bölge depozito iade sistemlerini açıklamaktadır. Mart ayında İngiltere hükümeti, Eylül 2017’de İskoç başbakanının açıklamasını takiben depozito sisteminin uygulamaya alınması konusunda bir tezkere açıkladı. Haziran ayında Hindistan’da Gujarat eyaleti ters otomatlar gönderilmesini talep etti ve Avustralya’da Queensland eyaleti yeni depozito yasasını uygulamaya aldı. Danimarka, bu yepyeni girişimlerin de ötesine geçerek, mevcut sistemini 2020’den itibaren cam, plastik veya metal ambalajlarda satılan meyve suları ve meyve suyu konsantrelerini içerecek şekilde genişlettiğini açıkladı.

Gezegenimiz bir atık kriziyle karşı karşıyayken, bizim daha fazla sürdürülebilirlik sağlamamız ve daha verimli bir şekilde geri dönüşüm yapmamız gerekiyor.

ZORUNLU DEPOZİTO UYGULAMASI ATIK SEKTÖRÜNÜN YAPISINI DEĞİŞTİRECEK

Ege Bölgesi Sanayi Odası Geri Dönüşüm Meslek Komite Meclis Üyesi Ergin Erdinç, dergimize zorunlu depozito sistemiyle ilgili açıklamalarda bulundu. Erdinç’in 2021’de hayata geçirilecek uygulamayla ilgili görüşleri şöyle: “Çevre Kanunu’na 10 Aralık 2018 tarihinde eklenen bir madde ile ‘Zorunlu Depozito’ uygulamasına 01.01.2021 tarihi itibariyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın uygun gördüğü ambalajlı ürünlerde başlanacağı öngörülmektedir. Yine aynı ek maddede ‘Satış Noktalarının Zorunlu Depozito uygulamasına katılımı yükümlülüğü’ getirilmiş bulunmaktadır.

Zorunlu depozito uygulamasına geçilmesine yaklaşık 16 ay kalmasına rağmen konu ile ilgili birçok belirsizliğin bulunduğunu belirtmek istiyorum. Uygulamanın, kanun teklifi kamuoyunun görüşüne açılan Sıfır Atık Vakfı ile yürütülmesinin hedeflendiği anlaşılmaktadır.

Zorunlu depozito uygulamasının sadece içecek ambalajı ürünlerine uygulandığını düşünecek olursak, yaklaşık 30 milyar civarında ürünün zorunlu depozito uygulaması dahilinde satılacağı anlaşılmaktadır. Yıllık, yaklaşık olarak 15 milyar TL gibi bir parasal büyüklüğe karşılık gelen bütçenin olacağı öngörülmektedir. Sistemin çok büyük miktarlarda olması ve yaygın uygulanmasından dolayı tüm paydaşların konuyu anlaması ve destek olması gerekmektedir. Eğer paydaşlar tarafından zorunlu depozito uygulaması anlaşılmadan uygulanmaya başlanırsa bir kaos ve kargaşanın ortaya çıkması kaçınılmaz gözükmektedir.

Zorunlu depozito bedeli tahsilat ve iade para döngüsünün, mümkün olan en iyi şekilde ve kamu yararı gözetilerek kurulması gerekmektedir. Aksi taktirde çok büyük sorunların ortaya çıkması kaçınılmaz gözükmektedir. Hazırlanan Sıfır Atık Vakfı kanun teklifinden, depozito tahsilat ve iade bedellerinin Sıfır Atık Vakfı tarafından gerçekleştirilmesinin düşünüldüğü anlaşılmaktadır.

Sistemin hayata geçirilmesi aşamasında üzerinde herkesin mutabık kalacağı konu, zorunlu depozito uygulamasının barkodlu etiketle mi, yoksa karekodlu etiketle mi uygulanacağı konusunun netleşmesinde fayda bulunmaktadır.

Uygulamada eğer depozito bedelinin tahsilat ve iadesi Sıfır Atık Vakfı tarafından gerçekleştirilmesi düşünülüyorsa; bu durumda en kritik meselenin “Aynı ürünün depozito bedelinin alınmasının önüne nasıl geçebiliriz?” olması gerekmektedir. Eğer bu konu çözülemez ise aynı ürünün depozito bedelinin defalarca alınarak ciddi bir zararın ortaya çıkması kaçınılmaz gözükmektedir. Ülkemizde bu konuda geçmişte yaşanan bir sorun olup olmadığını inceleyecek olursak; benzer bir sorunun ilaç sektöründe olduğunu görmekteyiz. Yakın geçmişte ilaçlar Sağlık Karnesi ile yazılmakta idi. Bu konuda bazı kötü niyetli kişiler tarafından sağlık karnelerine toplu şekilde alınmayan ilaçların alınmış gibi gösterilmesi ve ekine barkodlu etiketlerin konularak Sosyal Güvenlik Kurumu’nun çok büyük miktarlarda zarara uğratıldığını görmekteyiz. Sağlık Bakanlığı’nın sorunu tespit etmesinin ardından barkodlu ilaç etiket uygulamasından vazgeçerek, bunun yerine karekodlu etiket uygulamasına geçtiğini görmekteyiz. İlaç sektöründeki karekodlu etiket uygulaması görüldüğü kadarıyla sorunsuz olarak yürütülen, oldukça başarılı bir çalışmadır. Bu çalışmanın nasıl yapıldığını incelediğimizde, karşımıza TOBB bünyesinde kurulmuş olan GS1 Vakfı (Global Standart 1 Vakfı) çıkmaktadır. Ülkemizde barkodlu etiket uygulaması yine GS1 Vakfı tarafından yürütülmektedir. Bu vakfın bu güne kadar elde etmiş olduğu bilgi birikimi ve deneyim, zorunlu depozito altyapısı için oldukça ciddi bir altyapı desteği sağlamaktadır.Uygulamanın karekodlu bir çözümü gerektirdiği anlaşılmaktadır.

‘Zorunlu depozito uygulaması aynı zamanda atık sektöründe bir şeyleri değiştirecek midir?’ sorusuna verilecek cevap ‘Elbette değiştirecektir,’ şeklinde olacaktır. Hatta ‘Atık toplama sektörü tekrar düzenlenecektir,’ diye cevap verebiliriz. Atık sektöründe nelerin nasıl değişeceği konusunu biraz açmak istiyorum.

Zorunlu depozito uygulamasının, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından içecek ambalajlı ürünlerde başlatılacağı tahmin edilmektedir. Bir başka değişle 2021 yılından itibaren cam, pet şişe, alüminyum kutu, tetra pak ambalajlı içecek ürünlerinin zorunlu depozito uygulamasına gireceği sanılmaktadır. Bu durumda söz konusu ambalaj atıklarının iade için satış noktalarına götürülmesi kaçınılmaz gözükmektedir. Mevcut durumda, lisanslı firmalar, sokak toplayıcıları, mahalle depoları, çöp sahaları, Belediye Toplama Sistemi gibi toplama faaliyetlerinin yapısının değişmesi kaçınılmaz gözükmektedir.

Uygulamanın başlamasıyla birlikte kurulan sistemde atık yönetiminin merkezine satış noktalarının geleceği anlaşılmaktadır. Satış noktaları iade aldıkları ambalajlı ürünleri satarak kendilerine bir gelir elde edecektir. Bu yapının en uygun ve akılcı şekilde kurulması ve işletilmesi, Türkiye’de atık sektörünün geleceği açısından büyük önem arz etmektedir.

Zorunlu depozito konusu bütünlük içinde değerlendirilmesi gereken kapsamlı bir dönüşüm projesidir. Bu projenin istenilen hedeflere ulaşabilmesi için vakit geçirmeden konunun tartışılmaya başlaması gerekmektedir.

Uygulamaya başlanacak sistemle ilgili paydaşların hazırlık yapması gerekmektedir. Uygulamanın başlamasıyla birlikte toplanan kaliteli atık miktarının artması kaçınılmaz bir gerçek olacaktır. Atık miktar ve kalitesinin artması, yurt dışından yapılan atık ithalat miktarının azalmasını sağlayacaktır.