E-ATIKLARIN DÖNÜŞÜMÜ ÇOK ÖNEMLİ

18 Temmuz 2019
İlkim Yiğit Çevre Mühendisleri Odası Ankara Şube Başkanı

Teknolojinin gelişimiyle sayısı hızla artan elektronik cihazlar, önemli bir atık sorununu da beraberinde getiriyor. Kimileri kısa, kimileri uzun süre kullanılan bu cihazların ömürlerini tamamladıktan sonra rastgele atılmaması ve geri dönüşüme kazandırılması ise büyük önem taşıyor. Hızla ilerleyen teknolojinin getirdiği yenilikler ve kullandığımız elektronik eşyaların daha konforlu bir üst modelinin piyasaya sürülmesi heyecanlı fakat yadsınamaz bir gerçek var ki; hızla değişen ve gelişen elektronik eşyalar, dünyada ve ülkemizde artarak büyüyen yeni bir atık türünü oluşturuyor.

ELEKTRONİK ATIK NEDİR?

Elektronik atık; cihazların kullanım ömrünün tamamlanması, artık işe yaramaması veya kullanılmak istenmemesi gibi durumlardan sonra bizim bildiğimiz haliyle atığa dönüşmesi olarak tanımlanıyor. Daha da basit anlamıyla, prize takıp veya şarj ederek çalıştırdığımız fakat artık işimizi görmeyen her türlü beyaz eşya, TV ve monitörler, cep telefonları ve tabletler, küçük ev aletleri, kişisel bakım cihazları hatta aydınlatma ekipmanları da dahil olmak üzere, benzer tüm eşyaları bu atıklar içinde sayabiliriz. İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu (WEF) ve Birleşmiş Milletler tarafından yapılan uyarıda, 2050 yılında üretilecek küresel elektronik atığın 120 milyon tona çıkacağı belirtildi. Dünyadaki bütün ülkeler 2016 yılında yıllık olarak 44,7 milyon ton veya bir başka şekilde ifade ile kişi başına 6,1 kilograma eşdeğer e-atık ürettiler. Ülkemizde de durum çok farklı değil, her yıl yaklaşık 400 bin ton kadar e-atığın oluştuğu bilinmekte. 2003 yılında 21 yaşında olan, 2059’a kadar yaşayan ve yüzde 4’lük bir elektronik atık artışı öngörülen her bir insanın, ömür boyu 3,3 ton atık üreteceği söyleniyor. Yine aynı şekilde 2003 yılında doğan, 2080 yılına kadar yaşaması beklenen bir kişinin de yaşamı boyunca 8 ton e-atık üreteceği tahmin edilmekte. Ayrıca 20 yıl içinde sadece bir kişi için 68 farklı cihaz değişimi ön görülüyor.

NEDEN BU KADAR ÇOK ELEKTRONİK ATIK ÜRETİYORUZ?

Türkiye İsraf Raporu’na göre ülkemizde; bireylerin tamamının evinde buzdolabı bulunuyor. Ütü, çamaşır makinesi ve televizyon (yüzde 99,2, yüzde 99,0, yüzde 98,6), buzdolabından sonra en fazla sahip olunan elektrikli eşyalar içinde yerini alıyor. Bulaşık makinesi sahipliği ise yüzde 83,3 iken, hanelerde bilgisayar sahipliği yüzde 78,0 oranında. Yine aynı rapora göre; ülkemizde cep telefonu olmayanların oranı sadece yüzde 1,5… Akıllı telefon sahipliği ise yüzde 83,8’e ulaşmış durumda. En önemlisi ülkemizin yarıdan biraz fazlası nüfus (yüzde 51,8) cep telefonunu üç yıl içerisinde değiştiriyor. Rakamlar bize aslında şunu söylüyor; Üreticiler, müşterilerin dikkatini çekebilecek yeni ve yenilenmiş elektronik ürünler üretmeyi hedefliyor, ancak bu sürdürülebilirlik ve sürdürülebilir tüketim fikri ile uyumlu olmadığı gibi elektronik atığın artmasına sebep oluyor. Ayrıca, ihtiyaç olmamasına rağmen sık sık değiştirmeyi, yenilemeyi, cihazlarımızla övünmeyi ve hatta reklam yapmayı seviyoruz. Zaruri ya da mecburi olarak yapılan yenileme ve değiştirmeler, maalesef, sadece istisna olarak istatistiklerde kendine yer bulabiliyor. Ve bu düşünce tarzında devam edersek, doğal kaynaklarımızın sonsuz olmadığını yakın gelecekte anlayacağız. Yalnızca cihaz ham maddesi kaynakları için değil, sonuçta artan nüfus için ihtiyaç olan enerjiyi doğamızdan sağlıyoruz. Cep telefonlarımızı şarj etmek için elektrikten farklı bir enerji türü henüz yok. Türkiye’deki elektrik enerjinin yüzde 24’ü konutlarda sarf ediliyor. En başta, üreticilerin kaynaklarını geri dönüşümlü malzemelerden seçmesi, temiz enerji prensibiyle çalışması ve bunu tüketiciye anlatması dolayısıyla bu şekilde tercih edilme yolunu en kısa sürede seçmesi gerekiyor.

ENERJİ TASARRUFLU BEYAZ EŞYALAR TERCİH EDİLMELİ

Ayrıca; tüketiciler yeni bir cihaz almaya heveslendiğinde, ‘İstek mi? ihtiyaç mı?’ muhasebesini yaptıktan sonra karar vermeleri, karar verirken özellikle beyaz eşyalarda enerji tasarruflu ve A+ sınıfta ürünleri seçmeleri gerekiyor. Çünkü; evlerimizde kullandığımız enerjinin yüzde 50’sini beyaz eşyalar tüketmektedir. Yeni satın alacağınız cihazların A sınıfı tercih edilmesi elektrik tüketimini yaklaşık yüzde 30 oranında düşmesini sağlayacaktır. Şu anda çöpe atılan elektronik eşyaların yalnızca beşte biri geri dönüşümle yeniden değerlendirilebiliyor. Dünya Ekonomik Forumu’nda atık elektronik eşyalar nedeniyle her yıl 62 milyar dolar değerinde materyalin çöpe gittiği, bunun da küresel gümüş üretimi hacminden üç kat daha fazla olduğu açıklandı. Raporda ayrıca; yeni teknolojilerin daha verimli ürün takibi, ürünlerin geri alma işlemi ve yeni bir ekonomi modeli yaratmada faydalı olacağı da ifade edildi. Bu sayede dünya üzerinde milyonlarca kişinin istihdam edilebileceği ve çevreye verilen zararın azaltılabileceği de belirtiliyor. Atık yönetim sistemin yeniden düzenlenmesi ve kaynakların heba edilmemesi için elektronik eşya üreticisi büyük markalarla, küçük ve orta ölçekli işletmeler, bilim insanları, sendikalar, sivil toplum örgütleri ve dernekler arasındaki sistematik iş birliğinin arttırılması gerekiyor. Tabi bir de geri dönüşüm bilincinin e-atıklar konusunda da yerleştirilmesi, ülkemizde başlayan Sıfır Atık seferberliğinde 1 kg demirin elde edilmesi için 200 kg cevherin çıkarılmasına ihtiyaç duyulurken 2 kg elektronik atığın geri dönüşüm prosesinden aynı miktarda demir elde edilebileceğinin anlatılması gerekiyor. Özetle; ülkemiz kaynakların optimal boyutta kullanımını sağlamak, mevzuatlar kapsamındaki zararlı maddelerin kullanımından kaçınmak veya yerlerine daha güvenli alternatif maddeleri kullanmak için gerekli çalışmaları yapmak ve bu doğrultuda geri dönüşüm, çevre ve atık yönetimi oluşturmak vazgeçilmez konularımız arasında yerini alıyor.