İthal Edilen Çöp Değil Ham Madde

21 Haziran 2019

Kağıt sanayinde çarkların dönebilmesi için ham madde ihtiyacının karşılanması gerekli ve bunun için de ya geri dönüşüm yoluyla ülkemiz içerisindeki atık kağıtları geri kazanacağız ya da ithal edeceğiz. Türk kağıt sanayicileri her ikisini de kullanarak gerçekleştirdiği üretimle elde ettiği ürünleri ihraç erdiyor. İthal edilen hurda kağıdın mamul haline getirilmesiyle, kağıt sanayiinin ürettiği katma değer 4-5 kat artmış oluyor.

Son zamanlarda atık ithalatı ile ilgili çıkan haberler ‘Türkiye, Avrupa’nın çöplüğü mü oluyor?” endişesini gündeme getirdi. Ancak uzmanlar gerçekleştirilen hurda ithalatının ihtiyaçtan kaynaklandığını ve tamamen ham maddelerin yurda getirildiğine vurgu yapıyor. O sektörlerden biri de kağıt sektörü. Kağıt sanayi, yurt içinden yeterince temin edemediği, ham madde olan hurda kâğıt ihtiyacının bir bölümünü ithalatla karşılamak zorunda. Atık Kağıt ve Geridönüşümcüler Derneği’nin (AGED) tespitlerine göre, ham maddenin ithal edilmesi önündeki zorlaştırıcı engeller kaldırılmalı. Bu engellerin kaldırılması, uluslararası piyasalardaki kağıt-karton ihracat tonajlarını ve rekabet gücünü büyük ölçüde artıracak.

2022 YILINDA 6 MİLYON TON

AGED Genel Müdürü Osman Kaytan ham madde yetersizliğinden dolayı yurt dışından çok ciddi tonajlarda atık kağıt ithal etmek zorunda kaldığımızı söylüyor. Şu an 4 milyon ton civarında olan üretim kapasitesinin 2022 yılında 6 milyon tona dayanacağına işaret eden Kaytan, “Eğer çöpün içinde yer alan kağıt toplanabilirse, ithal etmek bir yana yurt dışına atık kağıt bile ihraç edilebilir.” diyor. Osman Kaytan’ın kağıt sektörünün mevcut durumu, ithalatta yaşanılan sorunlar ve Sıfır Atık Projesi ile ilgili açıklamaları şöyle… Türkiye kağıt geri dönüşüm sanayii; özellikle 2014 yılında yeni yatırımların devreye girmesiyle birlikte üretim kapasitesini 3 milyon tonun üzerine çıkardı. Sonraki yıllarda yapılan kapasite artışları ve yatırımlarla sektörün yıllık üretimi 2018 itibarıyla 4.2 milyon ton seviyesine çıktı. Balıkesir’de Albayrak Grubu’nun 2019 yılında yeni bir yatırım devreye alması, 2020 yıl sonunda Söke’de Kipaş Grubu’nun ve 2022 yılında Kütahya’da Prinzhorn Grubu’nun yatırımlarının devreye girmesiyle birlikte mevcut üretim kapasitesine ilaveten 1 milyon ton kapasite eklenecek ve Türkiye kağıt üretim kapasitesi toplamda 5 milyon tonu geçecek. Sektörün son yıllarda yakaladığı kapasite artış hızları şu şekilde gerçekleşmiştir: 2014 yılında yüzde 17,9; 2015 yılında yüzde 8,7; 2016 yılında yüzde 3,5; ve 2017 yılında yüzde 2,6. Yukarıda söz edilen yatırımların devreye girmesiyle birlikte, bu yıldan itibaren 2022 yılı sonuna kadar sektör, her yıl ortalama yüzde 8 oranında büyüyecektir.

MALİYET TON BAŞI 147 DOLAR

Kağıt geri dönüşüm sanayii; 2014 yılında 187,000 ton, 2015 yılında 301,000 ton, 2016 yılında 450,000 ton, 2017 yılında 753,000 ve 2018 yılında 725,000 ton hurda kağıt ithalatı gerçekleştirmiştir. TÜİK verilerine göre 2018 yılında ithal edilen hurda kağıt maliyeti ton başı ortalama 147 dolar olarak gerçekleşti. Buna karşın, sektörümüzün bitmiş ürün ihracatına baktığımızda, ithal ettiğimizden daha fazlasını ihraç ettiğimiz görülecektir. 2014 yılında 413,000 ton, 2015 yılında 597,000 ton, 2016 yılında 762,000 ton ve 2017 yılında 865,000 ton kağıt-karton ve kağıt-karton ürünü ihraç edilmiştir. 2018 yılında kağıt ihracatı satış tutarı ton başı 562 dolar olarak gerçekleşmiştir. (Kaynak: SKSV+TÜİK) İthal edilen hurda kağıdın mamul haline getirilmesiyle, kağıt sanayiinin ürettiği katma değerin büyüklüğü yüzde 400 ile yüzde 600 arasındadır. Sektörümüz, ihraç edilen hurda kağıtla oluşan ham madde açığını, hurda kağıt ithalatıyla kapatmak zorunda kalmaktadır. Yurt içinde piyasaya süren kuruluşların ve kağıt sanayicilerinin sağladığı kaynaklarla toplanan hurda kağıdın, işlenmeden ihraç edilmesi hem geri dönüşüm sanayiine hem de ülke ekonomisine zarar vermekte. Bu süreçte yukarıdaki rakamlardan da görüleceği üzere sektör, yurt içinden yeterince temin edemediği, ham madde olan hurda kâğıt ihtiyacının bir bölümünü ithalatla karşılamak zorunda kalmıştır. Önemli bir bölümü Avrupa’dan ithal edilen hurda kağıdın yurt içindeki kağıttan daha kaliteli olması, hem üretim sürecinde aksamaların yaşanmasını önlemiş hem de verimi artırıcı yönde olumlu katkılar sağlamıştır. Bilindiği gibi, daha önceki yıllarda ham madde yetersizliğinden dolayı yurt içi hurda kağıt fiyatı ederinin çok üzerine çıkmış ve kalite de daha önce hiç olmadığı kadar düşmüştü. İthalatın gerçekleştirilmesi, yurt içindeki hurda kağıt kalitesinin dengelenmesi için büyük önem taşımakta. Sn. Emine Erdoğan’ın himayesinde, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yürütülmekte olan Sıfır Atık Projesi büyük bir farkındalık yaratmış ve değişen Çevre Kanunu ile geri kazanım oranlarını artırmak üzere önemli tutarda bir kaynak oluşturulması öngörülmüştür. Günümüzde Türkiye’de kağıt geri kazanım oranı yüzde 45-50 arasında olup, söz konusu kaynağın kullanılmasıyla birlikte bu oranın yüzde 70’lere çıkartılması hedeflenmektedir. Bu hedefe ulaşılması halinde, yurt içinde geri kazanılan hurda kağıt, kağıt üretim sanayii olarak bizim ham madde ihtiyacımızı karşılayabilecek duruma gelecektir. Dolayısıyla, söz konusu hedefe ulaşılmadan, ihtiyacımız olan ham maddenin ithal edilmesi önündeki zorlaştırıcı engeller kaldırılmalıdır. Bu engellerin kaldırılması, uluslararası piyasalardaki kağıt-karton ihracat tonajlarımızı ve rekabet gücümüzü büyük ölçüde artıracaktır.

HURDA KAĞIT TONAJI YILLIK 2.8 MİLYON

AGED’in Boğaziçi Üniversitesi’ne bağlı Katı Atık Kirlenmesi Araştırma ve Denetimi Türk Milli Komitesi’ne (KAKAD) 2018 yılında hazırlattığı bir rapora göre; çöp deponi sahalarına gömülen hurda kağıt tonajı yıllık 2.8 milyon tondur. Bu tonajın bitmiş ürün olarak karşılığı 6 milyar TL’nin üzerindedir. Sektörümüzün deponi sahasına gömülen söz konusu ham maddeye acilen ihtiyacı vardır. Sıfır Atık Projesi’nin geri kazanımı artırıcı katkısı olacağını öngörüyoruz. Bununla birlikte, yurt içindeki geri kazanım oranlarının aynı seviyelerde kalması halinde hurda kağıt ithalatının önümüzdeki yıllarda 2 milyon tona ulaşacağı tahmin ediliyor.

KAĞIT SEKTÖRÜNÜN TALEPLERİ

Sektörümüzde yer alan firmaların ithal ettiği 470710 GTIP kodlu ham madde sınıfı için gümrüklerde çevre muayenesi yapılıp çevre uygunluk yazısı talep ediliyordu. 30 Aralık 2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Çevrenin Korunması Yönünden Kontrol Altında Tutulan Atıkların İthalat Denetimi (ürün güvenliği ve denetimi: 2018/3) tebliği ile bütün 4707’li GTIP kodları denetime tabi hale gelmiştir. 4707 GTİP kodlu diğer sınıflar aşağıda belirtilmiştir: 470720 – Geri Kazanılmış Kağıt Veya Karton Döküntü, Kırpıntı Ve Hurdaları; Esas Olarak Beyazlatılmış, Fakat Kütle Halinde Boyanmamış Kimyasal Hamurdan Elde Edilen Kağıt Veya Kartondan Olanlar 470730 – Geri Kazanılmış Kağıt Veya Karton Döküntü, Kırpıntı Ve Hurdaları; Esas Olarak Mekaniksel Hamurdan Elde Edilen Kağıt Veya Kartondan Olanlar (Gazeteler, Periyodik Yayınlar Ve Benzeri Basılı Kağıtlar Gibi) 470790 – Geri Kazanılmış Kağıt Veya Karton Döküntü, Kırpıntı Ve Hurdaları; Diğerleri (Ayıklanmamış Döküntü, Kırpıntı Ve Hurdalar Dahil) Söz konusu denetim işlemlerinde yaşanan sorunlar ise şöyle: Talep edilen çevre uygunluk yazısı için gerekli olan çevre muayenesi sadece haftada iki gün (Salı-Perşembe) gerçekleştirilmektedir. Söz konusu muayene için bağlı olunan il çevre müdürlüklerinde yeterli sayıda ve yetkinlikte memur bulunmamaktadır. 1-2 gün içerisinde işlemleri neticelendirilebilecek malzemelerin ithalatı, çevre uygunluk yazısı nedeniyle genellikle 7 günü bulmaktadır. Sürenin 7 güne kadar uzaması 7/24 üretim yapan kağıt sanayicilerini çoğu zaman ham maddesiz bırakmaktadır. Kağıt üretim faaliyetlerinin kısa bir süreliğine olsa bile durması, makinelerin tekrar üretime alınması sürecini 7-12 saat uzatmakta bu durum sanayici olarak bizleri zor durumda bırakmaktadır. İthal edilen hurda kağıdın uzun demuraj süresinden dolayı ton başı maliyeti +22 Euro artmaktadır. Bu da sektörün rekabet ve bitmiş ürün ihracat gücünü önemli ölçüde azaltmaktadır. Bugüne kadar sektörümüz tamamen ayrıştırılmış hurda kağıt ithalatı gerçekleştirmiştir. İthal edilen hurda kağıdın yüzde 70’i tebliğ yayınlamadan önce gümrüklerde denetime tabi olarak işlem görüyordu. Denetime tabi olan hiçbir hurda kağıt alımında, uygunsuz olduğu gerekçesiyle ürün iade işlemi yapılmamıştır. Bilakis, ithal edilen hurda kağıt kalitesinin yüksekliği üretim verimini önemli ölçüde artırmıştır. Yukarıda bahsedilen 4707 GTIP kodları ile ithalatı yapılan ürünlerde vergi oranlarının ve çevre katkı payı oranlarının farklılık göstermesinin yanı sıra, gümrük memurlarının ve il çevre müdürlüklerinden gelen memurların zaman zaman müsait olmaması ve ayrıca atık kağıt türleri konusunda yeterli malumata sahibi olmaması nedeniyle ürün tedariki konusunda ciddi oranda gecikmeler yaşanmaktadır. Gümrüklerde hurda kağıt ithalatı sırasında yaşanan gecikmeler, sektörümüze ham maddede gecikme ve ek maliyet getirmektedir. Bu kapsamda, kağıt üretim sanayicileri olarak; ithalat sürecini uzatan, üretim sürecinde aksamaya ve ekstra maliyetlere neden olan 30.12.2018 tarih ve 30286 sayılı Çevrenin Korunması Yönünden Kontrol Altında Tutulan Atıkların İthalat Denetimi (Ürün güvenliği ve denetimi:2018/3) tebliğinin Ek-1 İthali Uygunluk Denetimine Tabi Atıklar listesinde yer alan 4707 GTIP kodlu ürünlerin ilgili Ek-1 listesinden çıkarılması kağıt sanayiinin rekabet gücünü artıracak ve cari açığın kapanması konusunda önemli bir katkı sağlayacaktır

ÇÖPE GİDEN 6,5 MİLYARLIK HAM MADDE

Atık Kağıt ve Geri Dönüşümcüler Derneği’nin (AGED) gerçekleştirdiği çalışma, çöp alanında 6,5 milyar TL değerinde ‘değerlendirilebilir’ atık olduğunu ortaya koyuyor. AGED Genel Müdürü Osman Kaytan, “Eğer çöpün içinde yer alan kağıdı toplamayı başarabilirsek, kağıt ithal etmek bir yana, yurt dışına atık kağıt ihraç etmeye bile başlayabiliriz” diyor. AGED Genel Müdürü Osman Kaytan geri kazanım faaliyetleri ve bilgilendirme çalışmaları kapsamında, 2018 yılında sisteme 11 milyon TL değerinde ayni ve nakdi destek sağladıklarını söylüyor. Kaytan’ın verdiği bilgilere göre 2018 yılında AGED tarafından toplanan kağıtlar sayesinde 2.6 milyonun üzerinde ağaç kesilmekten kurtarıldı. Toplanan kağıt, plastik, metal ve cam atıklarının geri dönüşüme kazandırılması ile 498 bin 390 ton sera gazı salınımı önlendi; 1 milyon MWh enerji tasarrufu ve 4,3 m3 su tasarrufu sağlandı. Kaytan şunları söylüyor: “AGED’in Ankara, Diyarbakır, Gaziantep ve İzmir’i kapsayan 4 ilde gerçekleştirdiği çöp karakterizasyon çalışmasına göre, çöpün yüzde 60’ı organik, yüzde 22’si geri kazanılabilir maddelerden ve yaklaşık yüzde 10’u yakıt olarak kullanılabilecek maddelerden oluşuyor. Türkiye’de üretilen atığın yüzde 90’ı halen depolanıyor. 2018 yılında depolama alanlarına gömülen geri kazanılabilir atıkların toplam değeri ise yaklaşık 6.5 milyar TL’ye ulaşıyor. Bu ekonomik değer hesabına kompost yapılabilecek organik atıklar dahil değil. Bu hesabı organik atıkları kapsayacak şekilde yaptığınızda 10 milyar TL’yi geçen kayıp bir değerden söz edilebilir. Üstelik değerlendirilebilir atıkları çöp sahasına taşımak için belediyeler 350-400 TL maliyet ödüyor. Kağıt sanayicileri olarak bizim dikkatimizi özellikle çeken, çöpte yer alan 2,8 milyon ton atık kağıt olması. Türkiye’de yıllık toplam kağıt tüketimimiz 7 milyon ton civarında. Ülke içinde 3,1 milyon ton kağıt toplayabiliyoruz. Yeni yatırımlarla kağıt üretim kapasitemiz sürekli artmasına rağmen geri kazanım oranımız yüzde 50’nin altında. Üstelik ham madde yetersizliğinden dolayı yurt dışından çok ciddi tonajlarda atık kağıt ithal etmek zorunda kalıyoruz. Şu an 4 milyon ton civarında olan üretim kapasitemiz 2022 yılında 6 milyon tona dayanacak. Eğer çöpün içinde yer alan kağıdı toplamayı başarabilirsek, ithal etmek bir yana yurt dışına atık kağıt ihraç etmeye bile başlayabiliriz.”

TOPLANAMAYAN ATIKLAR KONUT KAYNAKLI

“Çöpün öncelikle oluştuğu yerde yani konutlarda ayrıştırılması gerekir. Mevcut geri kazanım sisteminde AVM’lerden, OSB’lerden, marketlerden ve düzenli konut dediğimiz toplu konutlardan nispeten başarılı toplama çalışmaları yapılıyor. Toplanamayan değerlendirilebilir atıkların en büyük bölümü konut kaynaklı. Ne yazık ki, belediyeler çöp toplamak için harcadıkları kaynakların çok küçük bir kısmını geri kazanım çalışmalarına aktarıyor. Sıfır Atık Projesi kapsamında başlatılan çalışmalar ve Çevre Kanunu’nda yapılan değişiklikler neticesinde, ambalajlı ürün piyasaya süren kuruluşlar, GEKAP (geri kazanım katılım payı) adı altında geri kazanım sistemine bugüne kadar ödediklerinden çok daha fazla bir kaynak aktarmak zorunda kalacaklar. Yani, belediyeler öngörülen yeni sistemde atıklarını sıfırlamak için çeşitli projeler üretmek durumunda kalacaklar.”

ÇOCUKLARA GERİ DÖNÜŞÜMÜ ANLATMAK İÇİN ÇİZGİ FİLM YAPTILAR

AGED, sıfır atık bilincinin oluşturulması için farklı etkinlikler gerçekleştiriyor. Osman Kaytan bu çalışmalarla ilgili ise şu bilgileri veriyor: “Türkiye genelinde hizmet verdiğimiz 30 ilde, ana okul, ilkokul ve ortaokul düzeyindeki okullarda sıfır atık bilincini oluşturulmayı amaçlayan bir yarışma düzenliyoruz. Her hafta sonu, çeşitli AVM’lerde geri dönüşüm ve tekrar kullanım bilincini arttırmaya yönelik değerlendirilebilir atıklardan tekrar kullanılabilecek ürünler tasarlanması için çocuklarımızla bir araya geliyoruz. Köy okullarına geri dönüşüm kutuları ve geri dönüşüm boyama kitapları gönderiyoruz. Sıfır Atık adında bir çizgi film projesini hayata geçirdik. Ana kahramanımız AGİ, kumbaralardan topladığı ambalaj atıklarını geri dönüşüm fabrikasına taşıyan bir kamyon. Çöp kamyonu olan arkadaşı Tonton ve atık kumbarası Minti’yle birlikte her bölümde sıfır atık, geri dönüşüm ve çevreye dair sorunlara çözüm üretiyorlar. Ayrıca, plastik poşet kullanımının azaltılması ve geri dönüşüm konulu kamu spotları hazırlayarak halkımızın bilinçlendirilmesine katkı sağlıyoruz. Atık Nakit sistemi ise, bizim sponsor olduğumuz dijital bir platform ve mobil uygulama. Bu uygulama ile amacımız ülkemizde toplamanın zor olduğu konutlardaki değerlendirilebilir atıkları, hane halkını ödül sistemiyle teşvik ederek geri kazanmak.

Ertunga Ardeniz: ATIK KAĞIT İTHALATI KOLAYLAŞTIRILMALI

Konuyla ilgili sorularımızı yanıtlayan Ertunga Ardeniz, “Hurda kâğıdın ithalatının zorlaştırılması değil kolaylaştırılması gerekiyor” dedi.

Kağıt tam olarak nedir? Kâğıdın Türkiye için önemi nedir?

Kâğıt demek selüloz demektir. Yani birinci ham maddesi selüloz oluyor. Biz ikincil ham madde olarak da hurda kâğıt kullanıyoruz. Türkiye’nin şu anda nominal üretim kapasitesi 5 milyon tonlara yaklaşmış durumda. Yeni yatırımlar var. Bunun ancak yüzde 70’i iç piyasadan toplanabiliyor yüzde 30 civarındaki kısım ise ithalat ile karşılanıyor. Tabi bu tam kapasiteyle çalışılması halinde geçerli rakamlar. Türkiye’de daha fazla hurda kâğıt geri kazanmalıyız. Onun için toplama sistemlerimizi, toplama verimliliğimizi ve toplama sürekliliğimizi artırmamız gerekiyor. Her çöpe giden, kaybolan hurda kâğıt ham maddenin azalması ve ithalatın daha çok artması anlamına geliyor. Toplama sisteminin iyileştirilmesine ihtiyaç var. Türkiye’de kâğıt tüketimini 5 milyon ton civarı düşünürsek bu kâğıdın ancak 3 buçuk milyon ton kadarını geri kazanabiliyoruz. Yani 2 milyon tona yakın hurda kâğıdı geri kazanamıyoruz. Sorunumuz bütün hurda kâğıdı geri kazanamamak. Sıfır Atık Projesi bunun için çok önemli. Sıfır atık dediğimiz vizyon en çok hurda kâğıt sektörüne yarayacak bir projedir. Bu yüzden tüm paydaşların bunu paylaşması gerekiyor.

Hurda kâğıdın ithal edilmesi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Türkiye’nin böyle bir konuda lüksü yok. Nasıl demir çelik hurdasında büyük bir açık var ithal ediyorsak hurda kâğıtta da açık var. Önümüzdeki yıllarda devreye giren yeni fabrikalarla birlikte bu açık artacaktır. Bu noktada hurda kâğıdın ithalatının zorlaştırılması değil kolaylaştırılması gerekiyor. Türkiye ancak o zaman katma değeri yüksek bir alana geçmiş olur. Sonuç olarak bir birime hurda kâğıt mal ediliyorsa üç dört birime de ürün olarak satılıyor. Yani bire üç bire dört gibi bir katma değer yüklemiş olunuyor. Bu nedenle Türkiye’nin dünya çapında küresel döviz faydası bakımından da doğru bir yöntemdir. Türkiye’de 5 milyon tona yakın bir hurda kâğıt tüketimi var. Bunun 3 buçuk milyon tona yakını geri dönüşümle karşılanıyor. 1 milyon ve üzeri ithalatla karşılanıyor. Tabi vurguladığım gibi geri dönüşüm tesisleri tam kapasiteyle çalışırsa bu oluyor. Onların tam kapasiteyle çalışması yurt içi ve yurt dışı taleplerinin etkin olmasından geçiyor. 2017’nin ve 2018’in ortalarına kadar olan dönemde Çin, dünyanın birçok yerinden hurda kâğıt alırken yeteri kadar kalite ve özen göstermiyordu. Daha sonra çıkan bir yönetmelik gereği standartları daralttılar. Öyle olunca hurda kâğıt ithalatı azalmış oldu. Onun yerine mamul kâğıt ithal ettiler. Bir tarafta hurda kâğıdın Avrupa’da fiyatı düşerken diğer tarafta hem Avrupa’da hem Türkiye’de bobine olan talep attı. Dolayısıyla kâğıt sektörünün son yirmi otuz yılda ilk defa karşılaştığı bir tablo ortaya çıktı. Türkiye’deki kâğıt geri dönüşüm tesisleri; üretim teknikleri, satış teknikleri, ARGE çalışmaları, kalite uygulamaları büyük ölçüde Avrupa seviyesindedir ancak geri kazanım sektörü maalesef henüz Avrupa seviyesinde değildir. Geri kazanım tarafı iyileşirse doğal olarak geri dönüşüm tesisleri de hem kalite yönünden hem sürdürülebilirlik yönünden daha iyi bir ilişki içerisinde olacaktır.

Hane halkını geri dönüşüme kazandırmak için ne yapılması gerekiyor?

Ben hane halkının sanıldığından daha bilinçli olduğunu düşünüyorum. Sadece toplama sistemimiz yeterince sürdürülebilir boyutta olmadığı için küçük hacimli hurda kâğıtların düzenli toplandığını görmeyen halkımız bu konuda yeterince özen göstermiyor. Özen göstermemesi hane halkının dikkatsizliğinden değil etkili bir toplama sistemini görememesinden kaynaklanıyor. İlgili paydaşlar bu konuda daha verimli bir sürdürülebilirlik ortaya koyarsa bu düzen kendiliğinden oturacaktır diye düşünüyorum. Tabi ki şunu da kabul etmemiz lazım ki toplama maliyetleri yüksek. Bu toplama maliyetlerinin açıklarının bir şekilde fonlanması gerekir. Bu işin bir bu tarafı var bir de toplama teknolojisinin geliştirilmesi gerekir. Türkiye’de bu ekipmanların tüm hurda kâğıtları kapsayacak şekilde yaygın olduğunu söyleyemeyiz. Küçük hacimli hurda kâğıtların toplanması ithalat ihtiyacını azaltmış olur. Umarım ki bütün her şey toplanmış olur ithalata hiç ihtiyaç olmaz.

KAĞIT SEKTÖRÜNE KISA BİR BAKIŞ

Türkiye Kağıt Sektörü ve Rekabet Gücünün Değerlendirilmesi başlığı ile 2018 yılında İstanbul Ticaret Odası tarafından İstanbul Düşünce Akademisi eliyle yaptırılan ve Kalkınma Bakanlığı ve İstanbul Kalkınma Ajansının desteklediği bir araştırmada bir çok önemli tespit yer alıyor. Bu araştırmada dünyada genel anlamda kağıt başlığı altındaki üretim hacminin 400 milyar dolar civarında olduğu tahmin edilmekte. Yine aynı araştırmaya göre dünyada kağıt tüketiminin 400 milyon ton civarında olduğu hesaplanmakta. Ülkemiz kağıt tüketiminde dünya ölçeğinde 16’ncı sırada yer almakta.

TÜRKİYE’DE YAKLAŞIK 7 MİLYON TON CİVARINDA KAĞIT TÜKETİLMEKTE

İstanbul Ticaret Odası Basım Yayın Meslek Komitesi Meclis Üyesi Erhan Erken rapora göre şu açıklamaları yapıyor: “Türkiye’de son verilere göre 48 adet kağıt fabrikası bulunmakta. Kağıt ve kağıt imalatında yaklaşık 2400 firma faaliyet göstermekte. Sektörde 100 kişi ve üzerinde personel çalıştıran yüzde 5’lik kısım sektör cirosunun yüzde 67,1’ine sahip. Sektörde teknolojik ve ekonomik gelişmelerin etkisiyle giderek yatırımların daha büyük sermaye gerektirmesi nedeniyle bu eğilimin gelecek yıllarda da devam edeceği değerlendirilmekte. Üretilen kağıtlarla ilgili sadece bir fabrika kendi selülozunu üretebilmekte. Diğer üretim alanlarında gerekli olan selüloz ise tamamıyla yurt dışından ithal edilmekte. Karton ve oluklu mukavvanın imalatında girdi olarak önemli yer tutan atık kağıtta geri kazanım oranı gelişmiş ülkelerde yüzde 70-75 iken Türkiye’de bu oran yaklaşık yüzde 40-45 seviyelerinde. Üretim maliyetlerinin yaklaşık yüzde 25’ini oluşturan enerji maliyetleri Türkiye’de yüksektir. Emek maliyetlerinde de Asya ülkelerine göre yüksek, gelişmiş ülkelere göre daha düşük kalmakta. Pazarlama halkasında dünya devi olan büyük firmalar ile rekabet edebilirliği göreli olarak daha zayıf durumdadır. Ancak bu noktada yurt içi pazarın avantajları kullanılabilir. Bölgedeki coğrafi ve tarihsel konumu bu konuda olumlu bir durumdur.

KARTON VE OLUKLU MUKAVVA

Kağıt üretiminde en yüksek paya sahip olan oluklu mukavva imalatında yabancı firmalar satın alma veya ortaklık yoluyla sektöre girmiş bulunuyorlar. Oluklu mukavva imalatının yaklaşık yüzde 95’ini iç pazara satmakta olan sektör, teknoloji ve kalite açısından Avrupa standartlarını yakalamıştır. 2023 yılında 4 milyon ton üretime ulaşacağı tahmin edilen oluklu mukavva üretimi Türkiye kağıt endüstrisinin yıldızı ve en parlak segmenti konumunda. Türkiye’de oluklu mukavva tüm üretim kapasitesinin yaklaşık yarısı ile en yüksek üretim kapasitesine sahiptir. İkinci geniş kapasiteye yüzde 18,3 payı ile karton ürünleri sahiptir. Üçüncü sıra da yüzde 16,6 payı ile temizlik kağıtları grubu yer almaktadır.

DİĞER KAĞIT TÜRLERİ

Yazı ve baskı kağıt ve kartonları toplam tüketimden sırasıyla yüzde 21 ve yüzde 18 oranında pay almıştır. Gazete ve kraft torba kağıdı pazarı ise son yıllarda daralmakta. Türkiye kağıt-karton sektöründe kağıt-karton ambalaj ürünleri, oluklu mukavva ve ev ve temizlik kağıtları üretiminde rekabetçiliğe sahiptir. Ülkemizde yazı ve baskı kağıtları üretimi yetersiz kalmaktadır. İthalatı en çok yapılan ürünlerin başında yazı ve baskı kağıdı gelmekte. Kültür yayınlarında kullanılan kağıtların da neredeyse tamamı yurt dışından ithal edilmekte. Gazete kağıdında Türkiye bugünkü şartlar içerisinde tamamen dışa bağımlıdır. Temizlik kağıtları dışında tüm kağıt çeşitlerinde yurt içi üretim iç talebi karşılamada yetersizdir. Türkiye’de kişi başı kağıt tüketimi 75 kg/ yıl olup dünya ortalaması olan 57 kg’dan yüksek, gelişmiş ülkelerin ortalamasının çok altındadır. Bu nedenle ekonomik gelişmeyle birlikte kağıt tüketimi artacaktır.

KAĞIT SEKTÖRÜNÜN REKABET KAPASİTESİ NASIL ARTIRILABİLİR?

Erhan Erken hazırladığı raporda kağıt sektörü ile ilgili bazı önerilerde bulunuyor. – Ortaya çıkacak durum çerçevesinde rekabetçi olunabilecek kağıt çeşitlerinin belirlenmesi gerekmektedir. – Kağıt çeşitlerine göre politika farklılaştırmasını da içeren Kağıt Sektör Politikası devlet, sektör temsilcileri ve üniversite iş birliği ile oluşturulmalıdır. – Sektör politikasına göre desteklenmesi kararlaştırılan yatırımlar için başta finansman kolaylığı ve avantajları olmak üzere gerekli destek ve teşvikler sektörel bazda belirlenerek sağlanmalıdır. – Sektör politikası çerçevesinde desteklenecek üretim çeşitleri için başta ham madde ve girdi politikaları, teknoloji politikaları, enerji politikası, insan gücü planlanması ve yetiştirilmesi gibi tüm alt politikalar belirlenmeli ve uygulanmalıdır. – Türkiye’nin önemli bir rekabet gücü kazandığı temizlik kağıtları ve oluklu ve karton kutu kategorisinde rekabet gücünün sürdürülebilirliği için konunun kısa vadede aciliyetle irdelenmesi ve incelenmesi hiper rekabetin olduğu günümüzde büyük önem taşımaktadır. – Sektörün ana ham maddesi olan selüloz/kağıt hamuru konusunda Türkiye tamamen dışa bağımlı bir haldedir. Bu durum rekabeti engelleyen bir keyfiyettir. Öncelikle selüloz/kağıt hamurunun ülkemizde imalatı konusunda ülkenin genel ağaç ve orman ürünleri politikalarında gerekli düzenlemeler ve gelişmelerin sağlanması gerekmektedir. – Yaklaşık 3 milyar dolarlık ithalat satıcı pazarlar açısından da önemli bir değer olup, tedarik imkanları örgütlü olarak ele alınarak var olan veya oluşturulacak birlikler vasıtası ile alım planları ve tedarik şartları kaliteden fiyata ve ödeme şartlarına kadar planlanarak daha uygun fiyatlara daha kaliteli ve düzenli alımlar gerçekleştirilmelidir. – Enerji fiyatlarının yüksekliği ve yatırım finansman maliyetleri önemli iki diğer sorundur. Bu sorunların milli bir kağıt politikası çerçevesinde yukarıda belirtilen analizler çerçevesinde değerlendirilmesi ve gerekli politika ve uygulama önerilerinin geliştirilmesi önerilmektedir.