İthalat Kısıtlaması Ham Madde Bulma Sıkıntısı Yaratabilir

15 Aralık 2020

1984 yılında Kahramanmaraş İplik Pamuk A.Ş. olarak faaliyetlerine başlayan KİPAŞ Holding A.Ş. geniş ve başarılı üretim yelpazesiyle Türkiye’nin önde gelen şirketleri arasında yer alıyor. Enerjiden tekstile, tarımdan kâğıt ve plastik üretimine dek pek çok alanda faaliyet gösteren KİPAŞ Holding A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı Hanefi Öksüz’le kâğıt sektöründeki atılımlarını ve bir ham madde olarak kâğıdın geri dönüşümü, toplanması gibi hususlarda sektörü etkileyecek olan GEKAP’ı konuştuk.


AGED Genel Müdürü Osman Kaytan, Kipaş Holding Yönetim Kurulu Başkanı M.Hanefi Öksüz, Kipaş Kâğıt Ceo’su Nezihe Sinem Öksüz Dedebayraktar

Bize kâğıt girişiminizden bahsetmeden önce genel olarak KİPAŞ’ı anlatabilir misiniz?

Hızla büyüyen, yatırımcı bir grubuz. KİPAŞ olarak yılın sonunda 11 bin çalışan sayısına ulaşmayı hedefliyoruz. 8 sektörde faaliyet gösteriyoruz. Grup olarak en güçlü olduğumuz sektör tekstil. Tekstilde Türkiye’nin en büyüğüyüz. Sadece tekstilde 5 bin kişilik istihdam sağlıyoruz. Güçlü olduğumuz bir diğer sektör çimento ve bir diğeri de enerji. Jeotermal, hidroelektrik ve rüzgâr enerjisi üretiyoruz. Ayrıca enerji dağıtım şirketinin ortaklarından biriyiz. Bunların dışında kâğıt, plastik, eğitim, tarım gibi birçok alanda faaliyet gösteriyoruz.


Kâğıt sektörüne girmeye nasıl karar verdiniz, yatırımlarınızın büyüklüğü nedir?

Kâğıt sektörüne 5-6 yıl önce girdik. Kahramanmaraş’taki tesisimizin ardından Bozüyük ve Söke’de yatırımlarımız oldu. Söke’deki, Avrupa’nın en büyük yatırımı 8,40 eninde makineyle, ülkemizde üretimi olmayan dolayısıyla ithal ettiğimiz katma değerli kâğıtları üreteceğiz. Burada iki makine olacak. Birini iki aya kadar üretime almayı planlıyoruz. Pandemi nedeniyle monitörlerin geliş gidişinde büyük sorunlar yaşandı. Bu nedenle 3-4 ay kadar zaman kaybettik ancak bu yılsonuna kadar üretime almayı planlıyoruz. Arıtmasını dahi Almanlara yaptırıyoruz. Çevreye çok saygılı bir tesis burası. Kendi atıklarını dahi yakabilecek. Sıfır Atık projesine tamamen uygun bir işletme olacak. Diğer taraftan ikinci makinenin yatırımı için de görüşmelerimiz devam ediyor. Aynı bina içerisinde çift makine olacak. Firma olarak tüm sektörlerde son teknolojiyi kullanıyoruz. Ambalaj sanayiinde de ihtiyaç halinde büyümeyi planlıyoruz.

ATIK KÂĞIT TOPLANMAZSA DOĞA YİNE ZARAR GÖRÜR

Ham madde temininde hurda kâğıt toplama sistemini nasıl buluyor musunuz? Bakanlığın getirdiği hurda ham madde ithalatı kısıtlaması hakkındaki görüşünüz nedir?

Atık toplamanın yeterliliği, halkımızın bilinçlenmesine ve devletin sistemi iyi kurmasına bağlı. Hollanda, kâğıt geri dönüşümünde lider ülke. Kâğıt doğayı kirleten bir madde olmayabilir ama atık kâğıdı değerlendiremezsek ağaç keserek yine doğaya zarar vereceğiz. Dolayısıyla atık kâğıt geri dönüşümünü mümkün olduğu kadar artırmamız lazım. Biz kâğıt sektöründe ihracatçı bir ülke olmaya doğru gidiyoruz. Zaten diğer sektörlerde ihracat arttıkça, ambalaja olan ihtiyaç da artıyor. İnternet üzerinden alışveriş yapmak son zamanlarda daha da yaygınlaştı ve bu ambalaj kullanımını da artırdı. Kâğıt sektörüne önem verilmeli. Hurda kâğıt temini, bu sektörün en önemli sorunu. Hem içerideki atık kâğıdın tamamını kullanmalı hem de ithalat fiyatlarında dünya piyasalarına uyumlu olabilmeli buradaki sanayici.

Yoksa rekabet edemeyiz. Tabii her ürünün fiyatı dönem dönem yükseliyor ve düşüyor. Hurda kâğıdın fiyatı yükselince, mecburen mamul kâğıdın da fiyatı yükseliyor. 8 ay kadar önce hem mamul kâğıt hem de hurda kâğıt fiyatları çok düşüktü. Kâğıt toplayıcıları da sıkıntıya girdi ama dünya piyasası böyleydi. Hurda kâğıt fiyatında sanayiciyi zorlarsanız ihracatı ortadan kaldırırsınız. Bunun sonucunda ne olabilir? Ürün ithalatı da serbest. Tüketici de ithalata yönelir ve sanayi tesisleri üretim yapamaz hale gelir. Meseleye tüm tarafların gözüyle bakabilmemiz lazım. Herkesin faydasına olan şu; Türkiye’nin kâğıtta sanayileşmesi, daha fazla ihracatçı olması. Yatırım arttıkça istihdam da artar. Kâğıt konusunda çok iyi bir noktaya geleceğimizi düşünüyorum ama devlet iyi bir düzen geri kazanım yani toplama sistemi kurmalı. Dünya piyasalarına göre oluşmuş fiyatlara mümkün olduğunca müdahale etmemeli. İhtiyacı olanı ithal, fazla olanı ihraç edebilmeli. Kısıtlama, sektöre zarar verdiği gibi herkese zarar verir.

Geri kazanım finansmanı Türkiye’de kâğıt sanayicisinin sorumluluğunda. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Her sektörde finansmanı sağlayan bir kademe vardır. Mesela bu kademe tekstilde iplik fabrikalarıdır; pamuğu peşin alır, ipliği vadeli satarlar. Onu işleyenler ürünü mamul yapıp iplik parasını verir. Kâğıtta da böyledir. Büyük tesisler hurdayı Avrupa’dan getirtir- ler. Peşin alır, sanayiye vadeli satarlar. Onlar da ürettikleri ambalajı ihraç edip, sonra parasını öderler. Burada bütün finans yükü sanayi tesislerinin üzerinde. Ama geri kazanım siste- minde finansman yükü dünyada kâğıt sanayii üzerinde değildir. Finansmanı sağlayan asıl kaynak kirletici sayılan piyasaya sürenlerdir. Ülkemizde de böyle olmalıdır. Yani hurda kâğıt fiyatına bağlı olmadan toplama yapılan bir sistem geliştirilmeli.

Pandemi süreci nasıl geçti kâğıt sanayii açısından?

Süreçten etkilenen çok fazla sektör var. Olumsuz etkilenip zarar edenler olduğu gibi, hiç etkilenmeyip kârlı duruma geçen sektörler de var. En çok turizm etkilendi çünkü insanlar gezip tozmayı bıraktılar. İkinci olarak, insanlar kıyafet alışverişini bıraktıkları için tekstil sektörü olumsuz etkilendi. Bu kağıda da yansıdı. Ancak gıda sek- töründeki üretim artışı kağıt ambalaja olan talebi artırdı. Kağıt sektörü pandemi sürecinde çok etkilenmedi yani. Atık kâğıt toplamada olumsuz etkiler görüldü. Sokağa çıkma yasakları, tüketimin azalması, ortaya çıkan hurdayı da azalttı. Burada ayrıca belirtmek gerekir ki en önemli şey, her atığın ayrı değerlendirilmesi gerekliliği. Plastikle kâğıdı birbirinden ayırmamız gerekiyor. Plastik doğada yüzlerce yıl yok olmazken, kâğıt bir sene içinde yok oluyor. İthal edilen atık kâğıdın içinde herhangi bir zehirli, yok edilemez madde de gelmiyor. Plastikte gelebiliyor halbuki. Bunlara dikkat edilmesi, ona göre düzenleme yapılması gerekiyor.

Atık kâğıdın değerinin artması, toplanmasını da artırır mı?

Tabii çok kısa bir süre için artırabilir ama siz dünya piyasasının üstünde fiyatlarla satamazsınız. Sadece hurda kâğıt değerini artırarak toplanan kâğıt miktarını artıramazsınız. Öncelikle iyi bir toplama sistemi kurmak gerekir. Her şey dünya piyasasına bağlı. Dünya piyasasından ithal edilecek, dünya piyasasına ihraç edilecek. Atık kâğıt kullanan ambalaj sanayimize dünya piyasalarından fiyat alınacak. İthalat yasaklanırsa ambalaj sanayii ölür. Hurda kâğıdı kısıtlarsanız kâğıt sanayiini öldürürsünüz. Yine ambalaj sanayii kâğıt getirmeye devam eder. İçerideki ve dışarıdaki fiyat birbirini dengeliyor.

Bizde fiyat dalgalanmaları tsunami şeklinde oluyor. Ya çok düşük ya çok yüksek oluyor. Sizce bunun nedeni nedir ve nasıl önlenebilir?

Avrupa’da da dalgalanmalar oluyor. Çin bir alıyor, bir almıyor ve Avrupa’da da fiyatlar oynuyor ama bu Türkiye’de çok daha fazla oluyor. Müdahaleler, ithalat kısıtlamaları, bunların konuşulması bile piyasayı dalgalandırmaya yetiyor. Bir diğer neden de döviz kurları. Sonuçta onlar da dalgalanınca bütün bu dalgalar üst üste geliyor. Avrupalı bir sanayicinin, döviz kuru dalgalanması gibi bir derdi yok. Bizde bu durum sanayiciye çok fazla yansıyor. Aldığınız bir malın hurda fiyatına göre zarar etmiş oluyorsunuz.

TİCARETTE DÜRÜST OLMAMIZ LAZIM

Türkiye’deki hurda kâğıt kalitesini nasıl buluyorsunuz?

Tabii ki Avrupa’daki kaliteyi yakalamak mümkün değil ama burada da o bilinç yerleşecek. Burada da görev biz sanayicilere düşüyor. Hurdanın kalitesine göre fiyat verirsek hurda satan firmalar ona göre mallarını daha iyi tasnif ederler. Eskiden beri kâğıda aşırı rutubet veriliyor. Burada birbirimizi kandırıyoruz. Biz de bu sefer fireleri çok veriyoruz. Fire verdikten sonra bir de bu suyun nakliyesi var. Bir sürü mazot yakılıyor ve bunun da ödemesi yapılıyor. Ticarette dürüst olmamız, birbirimizi kandırmamamız lazım.

Biliyorsunuz biz sektörün ortak sesi olarak, ihraç ettiğimiz kâğıt mamul- de kullanılacak hurda kâğıt, %50 kısıtlaması dışında değerlendirilsin istiyoruz. Bu talebimizi de farklı kanallardan ilettik ve iletiyoruz. Sizin bu konudaki görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?

Ne var ne yok üreteceğiz, ihraç edeceğiz, döviz getireceğiz. Türkiye’de birbirimize satmamızın bir önemi yok. Neticede vatandaşın cebindeki

para, diğer vatandaşın cebine giriyor. Önemli olan ülkeye yurt dışından para gelmesi. Hükümetin yeni kararıyla uygulanacak olan kısıtlamada, ihraç edilen kısmın muaf tutulması lazım. Bu bütün sektörler için geçerli. İhtiyacımız olan ham maddeyi vergi ve herhangi bir kısıtlama olmadan temin edebiliyoruz tüm sektörlerde. Tabii kararlar da yeni yeni belli oluyor, buna da dikkat etmek lazım. Fakat dünya piyasasının üstüne çıktığınız an siz tesisleri durdurursunuz. Bunun sadece sanayiciye değil, toplayıcıya da zararı var çünkü toplayıcılar o zaman hurda kâğıt satacak fabrika bulamazlar. ■