KAĞIT, KARTON VE AMBALAJ SEKTÖRÜNÜN 2024 GÜNDEMİ NE OLACAK?

7 Mayıs 2024

Mesut Koyuncu-YÖNETİM VE VERGİ DANIŞMANI

2022 yılının ocak ayında kaleme aldığım “Kağıt Sanayisinde Olası Arz Fazlalığı” başlıklı yazımda, kağıt sanayisinde ciddi yatırım kararlarından bahsetmiş, yaşanabilecek olası sıkıntıları dile getirmeye çalışmıştım.

Kağıt sanayiinde, 2024 yılında devreye girecek büyük yatırımları da dikkate aldığımızda gündemimiz arz fazlası olacak. Gelecek birkaç yılda oluklu mukavva sektörüne yönelik kağıt üretimi yıllık 6,5 milyon tonu bulacak. Tüketim ise ancak 3,5 milyon tonları görebilir. Üretim farkı ne olacak? İhracat ne kadar mümkün? İç piyasada tüketim ne kadar canlanır? Bunca kağıdın üretiminde kullanılacak ham madde yani hurda kağıt nasıl bulunacak?

Sektörün duayenlerinden Sn. İsa Doğanlı’nın yazısını okuyunca sorunun şiddetinin daha da fazla olduğunu görüyorum. “Avrupa Kahverengi Kağıt ve Oluklu Mukavva Tahminleri” başlıklı yazıdan Batı Avrupa’da sektörün 2023 yılında küçüleceği, 2024 ve 2025 yıllarında da büyümenin iştah açıcı olmayacağını anlıyoruz. Dolayısıyla üreticilerin ihracat imkanları da zayıf ve karsız kalabilir. Hatta Avrupa’da düşen talep ülkemiz gibi spot marketlerde ithalat tehdidini de artıracaktır.

Ekonominin geneline bakılınca sorun sadece kağıt sektöründe de değil. Birçok sektör benzeri sorunla karşı karşıya. Bir başka makalemde ‘Sanayide Cobweb-Örümcek Ağı Teoremi işler mi?’ diye sormuş, işlememesi gerekirken işlediğine dair emareleri paylaşmıştım. Bu teorem özellikle tarım sektöründe işlerlik kazanır. Örneğin bu yıl patatesin çok iyi fiyatlarla satıldığını gören çiftçi, soğan yerine patates ekerek fiyatının düşmesine, yeterince ekilmeyen soğan fiyatının artmasına neden olur. Sonraki yıl bu sefer de tersi gerçekleşir. Bir otorite tarafından yönlendirilmeyen çiftçi para kaybeder. Bu dengesiz kararlar GSYİH’yı da negatif olarak etkiler.

Ancak, bunca tecrübe, büyük yatırım tutarları, uzun geri dönüşüm süreleri, yanlış kararlarının telafisinin çok zor veya maliyetli olması gibi hususlar düşünülünce bu kuramın sanayide işlememesi beklenir. Ama oluyor işte. Peki sanayici niçin bile bile lades diyor?

-Önce pandemi akabinde tedarik zincirinin bozulması ile büyük karlar ortaya çıktı. Sanayicinin önünde iki seçenek vardı. Vergi ödemek veya yatırım yapmak. Doğal olarak yatırım yapmak öne çıktı.

-Döneme mahsus geçici tüketim artışı, yurtdışı tedarik problemleri kapasitelerin dolmasına yol açtı. Bu da yatırımları tetikledi.

-Siz sağduyulu davransanız bile rakiplerinizin yatırım iştahı sizi de tetikliyor. Liderini takip et stratejisi, liderliği kaybetmeme güdüsü yatırım kararlarında yön verici oldu.

-Sektör dışı firmalar, ortaya çıkan yüksek karlardan etkilenerek yeni oyuncu olmak istediler.

-Bu süreçte ham madde tedariğinde zorlanan veya artan fiyatlar nedeniyle sıkıntı yaşayan ham madde kullanıcıları da yatırım kararı aldılar.

-Bir taraftan enflasyonun altında seyreden faiz oranları diğer taraftan yüksek enflasyon ile elindeki varlıkların eriyeceğini düşünen girişimciler de yatırıma yöneldiler.

Bu yatırım kararlarının kazananı kuşkusuz makine üreticileri. Türkiye’nin birçok sektörde makine ithalatçısı olduğu düşünülürse işin kaymağını yurtdışı makine üreticileri yedi diyebiliriz. Pandemi döneminde elde edilen karlar özellikle Avrupalı makine üreticilerine aktarıldı.

Peki çözüm ne? Kapasite fazlası için çözüm zamana kalmış. Biraz şans biraz zaman sorunu geç de olsa çözecek. Kuşkusuz az veya çok bedel ödettirerek. Benzeri sorunların tekrarlanmaması adına ülkenin etkin bir teşvik sistemine ve iyi bir planlamaya ihtiyacı var. Sınırlı kaynakların ihtiyaç duyulan, katma değeri yüksek sektörlere yönlendirilmesi, her sektörün teşvik edilmemesi bir zorunluluk. Bir müessese, açık bir el bu işi düzene koymalı. Bu düzen dahilinde teşvik sistemi uygulanmalı. İş ekonomi kitaplarında okutulan piyasanın gizli eline, arz talep ve fiyat hareketlerine bırakılırsa piyasa dengeye gelene kadar can yakabiliyor.

Bürokrasiden arındırılmış, piyasa ile iç içe, gerçekçi bir teşvik ve planlama sistemi bu ve benzeri sorunların oluşmaması adına belirleyici ve düzenleyici olacaktır.

Böyle durumlarda soğuk kalabilmek, birkaç hamle sonrasını hesap edebilmek de çok önemli.

Kağıt sanayisinde yaşanmaya başlanan ve 2024 yılında daha da derinleşmesi beklenen kapasite fazlasına dönersek. Aslında perşembenin gelişi çarşambadan belliydi. Lakin önümüze bakmak lazım. Oyunu dağıtılmış bu kartlara göre oynamak zorundayız.

Peki oluklu mukavva kağıtlarını kullanan ambalaj sektöründe durum ne? Entegre olmak çözüm mü?

Pandemi ile tüketim şekillerinde ortaya çıkan değişim, ambalaj sektörüne olan ihtiyacı önemli oranda artırmıştı. 2020 yılında hızlanan tüketim 2021 yılında da devam etmiş yıllık çift haneli büyüme rakamlarını beraberinde getirmişti. OMÜD verilere göre geçen yıl 2022 yılında sektör ton bazında yaklaşık %12 oranında küçülmüş. Muhtemelen bu sene de büyüme olmayacak. Hem pandemi sonrası stok tutma hem de tüketim alışkanlıklarının normale dönmesi ambalaj sektörüne olan aşırı talebi normalleştirdi. Oluklu mukavva kağıtlarını kullanan ambalaj sektöründe, kağıt sektöründe mevcut ve ilerleyen dönemlerde artacak kapasite fazlasını kısa dönemde emebilecek tüketim artışına yönelik bir tespit yok.

Türkiye’de kişi başı oluklu mukavva tüketimi Avrupa’nın büyük oyuncularının oldukça altında. Bu uzun dönemde büyük bir potansiyeli ortaya koyuyor. Lakin koşu, bir maraton koşusudur.

Pandeminin başlarında kaleme aldığım bir yazıda, oluklu mukavva kullanımının büyük bir potansiyele sahip olduğunu belirtmiş, girişimcileri yatırım yapmaya davet etmiştim.

Oluklu mukavva ambalaj sektörünün 2022 ve 2023 yılı üretim rakamları sektöre yatırım yapanları korkutup, yapmayanları “iyi ki” dedirttirecek mi? Bana göre hayır.

İşin doğrusunu zaman gösterecek.

Kağıt sektöründeki kapasite fazlası ambalaj sektöründe de mevcuttur diyemeyiz. Ambalaj sektörünün dinamikleri ile kağıt sektörünün dinamikleri birbirinden farklıdır. Kapasite fazlası irdelenirken ülke çapında değil bölgesel bazda bakmak gerekir. Kaldı ki her fabrikanın uzmanlık konusu, yetileri de birbirinden farklıdır. Aynı bölgede mevcut kapasite fazlasından farklı firmalar farklı oranlarda etkilenebilir. Diğer yandan kapasite fazlasına karşı ambalaj fabrikalarının esnekliği daha yüksektir. Mevcut kapasite kullanımlarına vardiya düşürerek uyum sağlayabilirler.

Bütün bunlar ambalaj sektöründe “her şey süt liman” anlamına gelmez. Önümüzdeki en azından birkaç yılda bekleyen ciddi sorunlar mevcut.

-Finansman Gereksinimi ve Finansman Maliyeti: Son birkaç yılda artan enflasyon finansman ihtiyacını da beraberinde getirdi. Yılın ortalarına kadar hem finansman temini kolay hem de finansman maliyeti enflasyonun olukça altında olduğu için bu sorun hissedilmedi. Sonrasında her şey tersine döndü. Finansman bulmak zor ve maliyetli hale geldi.

-Artan işletme sermayesi temini çok önemli. Oluklu mukavva sektörü, güvenli kağıt temin süresi, üretim süreci, satış ve alış vadeleri arasındaki fark gibi nedenlerle 30-90 gün arası net vade yükü taşıyan bir sektör. Bu sürenin finansmanı ve finansman maliyeti büyük bir sorun.

Dönem öncesindeki karlılık oranlarına alışık firmalar, yüksek oranlı bu yeni maliyet kalemini karlılıklarına yansıtmakta zorlanacaklardır.

-Karsızlık: Her ne kadar kağıt sektöründeki kadar rijit bir kapasite fazlasından bahsedilmese de kağıttaki kapasite fazlası oluklu mukavva sektörünü de etkileyecektir. Firmaların kağıttaki kapasite fazlalarını entegrasyon ile çözmeye çalışmaları bu sektörde de karlılıkları düşürecektir.

-Tahsilat Riski: 2008 krizinden sonra birçok sektör bu riski unuttu. İlave finansmana ihtiyaç ve yüksek finansman maliyeti sadece sektörün değil genel bir sorun.  Bu sorun müşterileri de etkileyecek. Konuya ilişkin duyarlılığı ve tecrübeleri azalmış sektörün bu konuda daha dikkatli davranması gerekecektir.

-Entegrasyonun Yarattığı Problemler: Kağıt ve oluklu mukavva sektörü birbirlerini tamamlasalar da farklı dinamikleri olan sektörler. Kağıt üreticisi bakış açısıyla ambalaj sektöründe yer edinmek çok zor. Oluklu mukavva üretimini ayrı bir sektör ve kar merkezi olarak görmek gerekir. Sektörü kağıt satmanın bir unsuru olarak görmek firmaları ambalaj sektöründe verimsizliğe götürecektir. Diğer yandan entegrasyona rağmen kağıt da satmak zorunda olan firmalar, entegrasyonun varlığı ve iyi yönetilememesi nedeniyle diğer müşterilerinin tepkisi ile de karşılaşabilirler. Kapasite fazlasının büyük sorun olacağı bir dönemde bu dengenin iyi kurulması gerekir.

Oluklu mukavva sektöründeki firmaları zorlayacak bu süreçten, sağlıklı ve güçlenmiş olarak çıkmalarını sağlayacak bazı referanslar da mevcut.

-Verimlilik: Ana maliyet kalemlerinizi değiştiremezsiniz ancak verimlilik sizin elinizde. Karlılığın yüksek, kredi imkanlarının bol ve faizlerin enflasyonun altında olduğu dönemlerde yapılan verimliliği artırıcı yatırımlar rekabet üstünlüğü getirecek.

-Ürün çeşitliliği ve yüksek katma değerli ürünler: Rekabet ve karsızlık önce yarı mamul satışlarını, akabinde herkesin yapabildiği düşük katma değerli ürünleri etkileyecek. Bu konuda ayrışan firmalar rekabet üstünlüğü sağlayacaklar. Katma değerli ürünlere geçiş için yatırım yapan firmalar sıkıntıyı daha az hissedecekler.

-Müşteriye verilen hizmet ve güven: En katma değerli ürün yüksek hizmet kalitesidir. Müşterilerini sundukları hizmetle kendilerine alıştıran firmalar bu süreci daha da güçlenerek aşacaklar.

-İhracat: Vadeli TL ile mal satmak mı dövizle mal satmak mı? İhracatı olan, ihracatını artıran, bu konuda alt yapısı olan firmalar dönem boyunca daha rahat nefes alacaklar.

Ambalaj sektörü her zaman Türkiye’nin büyüme oranlarından daha fazla büyüme potansiyeli barındıran bir sektör. Kriz aynı zamanda fırsattır. Bu dönemi iyi yönetebilen firmalar güçlenerek yollarına devam edecekler.

fapjunk