Kağıt Toplayarak hastaları Tedavi Ettiler, Öğrencilere Burs Verdiler

7 Nisan 2021

Her sayımızda bir Geri Dönüşüm Kahramanı’nı sayfalarımıza konuk ediyoruz. Dergimizin bu sayısında hikayesini dinleyeceğimiz isim Dr. Ayhan Tokgöz. Tokgöz, maddi durumu iyi olmayan hastalara ücretsiz muayene ve tedavi imkanı sunarken bir yandan da kağıt geri dönüşüm çalışmalarıyla takdirleri toplayan bir isim.

Dr. Ayhan Tokgöz, tıp fakültesinden mezun olduktan sonra kendisi gibi 3 idealist arkadaşı ile Lokman Hekim Sağlık Vakfı’nı kurdu. Gebze’de maddi durumu iyi olmayan hastaları tedavi etmeye başlayan hastanenin masraflarını karşılamak için Tokgöz, dikkat çekici bir adım attı. Fabrikaların kapılarını tek tek çalan Ayhan Tokgöz, topladığı kağıt ve mukavvaları satmaya başladı. Zamanla işi büyütünce ayrı bir geri dönüşüm tesisi bile kurdu. Ayhan Tokgöz bize kağıt geri dönüşümü konusundaki çabalarını anlattı.

Geri dönüşümle ilgili hikayenizi kısaca anlatır mısınız. Atık kağıt toplama amacınız neydi? Neler yaptınız?

Lisede okurken, 17 yaşımda, 1971 yılında, burs kazanarak değişim öğrencisi olarak Amerika Birleşik Devletleri’ne gittim. Orada bir yıl kaldım ve liseyi bitirdim. Bu bir yıl süresince yaklaşık 10 bin nüfuslu küçük bir kasabadaydım. Bu kasabada inanması biraz zor ama 1971 yılında, pazartesi sabahları bir kamyon gelip (bir sivil toplum kuruluşuna ait bir kamyondu) bütün karton, oluklu mukavva, dergi, gazete, broşür her türlü kağıt atığı toplayıp gidiyordu. Perşembe günleri de yine aynı kamyon gelip plastik, cam, metal ne çıktıysa evlerden topluyordu ve çok ciddi sonuca ulaşıyorlardı.

1972’de Türkiye’ye döndüm. Ülkemizde o dönem geri dönüşüm faaliyetleri nispeten çok azdı. Hem farklı görüşteki üniversite öğrencileri, gençlik kuruluşlarıyla, hem belediyeler ile görüşmeler yaptım fakat kimse geri dönüşüm fikriyle çok fazla ilgilenmedi. Bu yüzden ben de projeyi rafa kaldırıp tahsilime devam ettim, tıp fakültesini bitirdim. Sonra da uzman oldum.

1986 yılında Lokman Hekim Sağlık Vakfı’nı üç idealist arkadaşımızla beraber kurduk. Bunun üzerinden üç sene geçtikten sonra geri dönüşüm yapmaya karar verdik. Önce eşe dosta haber verdik. Evlerinde, iş yerlerinde birikmekte olan kağıt atıklarını toplamaya başladık. Buna ben başladım. Sırtımda taşıyarak başladım. Haftada bir günümü (ayda dört gün) bu işe ayırdım. Ekim 1989’da kendi aracımla bir ayda 230 kg topladım. Sonra dostlardan da yardım aldım. Birisi minibüs verdi, birisi kamyonet verdi. Kasım 1989’da dört gün kağıt atıkları toplayarak yaklaşık 600 kg topladım. Aralık 1989’da da yine ayda dört gün yaklaşık 1 ton kağıt toplayınca bu işin Türkiye’de, İstanbul’da da olabileceğini düşünüp, dostlarımızın da desteğiyle bir kamyonet kiralayıp, bir de profesyonel bir kişiyi işe alıp kağıt geri dönüşüm işine başladık. Her sene toplanan miktarı artırarak geri dönüşüm yapmaya devam ettik. Sadece kağıt değil, naylon da topluyorduk ama ağırlıklı olarak kağıt topluyorduk. Buradan elde ettiğiniz geliri, masraflar çıktıktan sonra yapmakta olduğumuz hastane inşaatında kullanmaya başladık. Biz bu kağıt toplama ve geri dönüşüm işine 1989 yılında başladıktan sonra 1991 yılında ÇEVKO, 1992’de de TEMA kuruldu ve onlar da bir takım çevresel faaliyetlerde bulundular. Ama burada önderlik eden kuruluş Lokman Hekim Sağlık Vakfı idi. Özellikle bizden başka gönüllü olarak ve bir sivil toplum kuruluşu olarak atık kağıtları toplayan, bunları değerlendiren, bunların çöpe gitmesine mani olan başka bir kuruluş olmadığı için faaliyetlerimizde çok ciddi toplumsal bir destek gördük. 1989 yılından 2012 yılı sonuna kadar yaklaşık 31 bin ton atık kağıt toplayarak çok değerli katkılar sağladık. Sloganımız “Bir Taşla Sekiz Kuş Vurmak (Kurtarmak)’’ idi.

Kağıt geri dönüşüm operasyonumuz, özellikle 1989-1999 arasında bize çok ciddi bir artı değer sağladı. Lokman Hekim Sağlık Vakfı’na yaklaşık 100.000 dolar katkı sağladık. Bu katkıyla da Gebze’deki hastanemizin yapımına ciddi bir güç sağlamış olduk. Dolayısıyla geri dönüşüm gelirleri 21 yataklı hastanemizin inşaatında kullanıldı.

Daha sonra lisanslı bir işletmeyle işbirliği yapıp 2002 yılından sonra da onlarla beraber çalıştık. O sırada profesyonel ekiplerle birlikte çalışıyorduk. İstanbul’un iki ucunda depolarımız vardı. O işbirliği içinde de topladığımız miktar çok arttı fakat çok verimli bir çalışma değildi. Bakanlığın çıkardığı ambalaj atıkları yönetmeliğinden sonra istediğimiz kadar kağıdı serbest bir şekilde toplama durumumuz kalmadı. Ağırlıklı profesyoneller ve çöp kutularından kağıt toplayan kişiler ön plana geçtiler.

Bugüne kadar sizin bu dikkat çekici girişiminiz kimlere nasıl ilham oldu. Sizin yolunuzdan giden var mı?

Daha önce de belirttiğim gibi, 17 yaşında ABD’deki geri dönüşüm faaliyeti bana ilham verdi ve geri dönüşüm işine girmemize vesile oldu. Amerika bu kadar güçlüyken, güçlü bir ekonomiye sahipken yine de bütün atıklarına sahip çıkıp bunları geri dönüştürebiliyor, nispeten fakir olan Türkiye 1972 yılında bunu neden yapmıyor? TEMA ve Ayhan Şahenk Vakfı, Lokman Hekim Sağlık Vakfı’ndan örnek alarak bir ara kağıt geri dönüşümü yaptılar, ancak birkaç seneden sonra sürdüremediler.

Sıfır Atık Projesi hakkında neler söylemek istersiniz?

Sıfır Atık Projesi gerçekten ideal bir proje, dolayısıyla desteklenmesi gerek. Ama bizim ilk başlarda yaptığımız gibi ana okullarında ve ilkokullarda bu eğitimi vermediğimiz sürece sıfır atıkla ilgili bir yerlere varmamız pek mümkün değil. Ayrıca, öncelikle yetkilendirilmiş kuruluşların, ardından belediyeler ve tüm kamu kurum ve kuruluşlarının kağıt geri dönüşüm firmalarına çok daha ciddi bir destek vermesi gerekir.

Türkiye’de geri dönüşüm bilinci oluşması için neler yapılmalı?

Türkiye’de geri dönüşümcü bilincin oluş- ması için eğitime ve ekonomik desteklere ve organizasyona çok fazla ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.

Geri dönüşümün çevremiz, ülkemiz, dünyamız için önemi nedir?

“Geri dönüşümün çevremiz, ülkemiz ve dünyamız için önemi nedir?” diye sorduğunuzda bunu hep beraber 2020’de yaşadık. Çevreye bu kadar zarar verdiğimizde, doğayı bu kadar hırpaladığımızda doğa tabii ki geri dönüp verdiğimiz bu zararların karşılığında acısını çıkartacaktı. Ben Covid-19 salgınının doğanın bir tepkisi olduğunu düşünüyorum. Acımasızca tahrip ettiğimiz çevreyi hiçe saydık. Doğa hiçbir şey yapmaz, yaptıklarımızın bir cezası olmaz diye düşünürken bizi Covid-19 ile gerçekten kendimize getirmeye çalıştı. Durum budur.

fapjunk